Avrupa Birliği ve Belçika‘nın başkenti Brüksel‘i ilk defa seyahat etmeyi planlayanlar ve nereler gezilmeli neler yapılmalı diye merak edenler, sayfama hoşgeldiniz!
Bu yazımda Brüksel‘de gezilecek en iyi yerlerle neler yapılabileceği üzerine yorumlarımı paylaşıyorum. Böylece seyahatinizi planlarken Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer hakkında daha detaylı bilgiler edinip ziyaretinizi keyifle geçirebilirsiniz. Haydi bakalım neler varmış, bir göz atalım!
Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer hakkında sizin için bir de harita hazırladım.
Aşağılara doğru inerseniz Brüksel’e Yakın Şehirler, Brüksel’de Tatmadan Dönmeyin ve Brüksel Gezi Haritasını da bulabilirsiniz. Şehri gezmeye başlamadan önce google maps’te indirirseniz, internete bağlı kalmadan kullanıp, ziyaretlerinizi tamamlayabilirsiniz.
Brüksel Gezi Rehberinde ulaşım, ziyaret mevsimi, Brüksel çocukla gezilir mi gibi konuları detaylarıyla anlattığım yazımı da seyahat öncesi göz atmanızı öneriyorum.

İçindekiler
Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer
Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yeri detaylarıyla anlattığım yazımın sonunda birde sürpriz haritam sizi bekliyor. Günlük olarak gezebileceğiniz yakın yerleri işaretlediğim Brüksel Çocukla Gezin Haritasını cep telefonuna yüklemenizi öneririm.
Grand Place
Brüksel’in kalbi ve ruhu Grand Place’te atıyor.
Modernliğin ve tarihsel geçmişin kesişimiyle kendinizi zaman makinesiyle yolculuk yapmış gibi hissettiğiniz Grand Place meydanından gezinize başlamanızı öneriyorum. Hatta bütün gün etrafında bile takılabilirsiniz.
Meydan 17.yy dan kalma barok ve gotik mimariyle inşa edilmiş binalarla çevrilmiş. Gündüz olduğu kadar gece de aydınlatma ve bazı dönemlerde yapılan ışıklandırmalarla turistler için görülecek en cezbedici yer. Hatta Brüksel’e geldiyseniz ve süreniz azsa, gezeceğiniz tek yer Grand Place, başka yere gitmeyin. Muhteşem Ortaçağ ambiyansını hissetmek unutulmaz bir deneyim olur.
Grand Place, UNESCO Dünya Mirası koruması altında olan tarihi bir şehir merkezi. Ortaçağ Avrupa’sında loncalar ve meslek örgütlerinin toplanıp faaliyet gösterdiği yerlermiş. Şimdilerde belediye binası, şehir müzesi, hediyelik eşya dükkanları, kafe ve restoran olarak hizmet veren yerler.
Özellikle yaz aylarında yapılan ışık gösterilerini herkes çok methediyor. Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer arasında bir numara olmayı hak eden meydanda festivallerde sizi bekliyor. Yine ağustosta gerçekleşen Brüksel Çiçek Festivali için hazırlanan çiçek halısını görmeden ve bi selfi çekilmeden dönmeyin!

Brüksel Şehir Müzesi
Brüksel Şehir Müzesi, Grand Place‘deki tarihi Kraliyet Sarayı‘nda bulunuyor ve zengin bir kültürel mirası sergiliyor.
Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer arasında ilk sıralara yerleşmeyi hak eden bir sergiye sahip olan müzede, Belçika‘nın başkentinin tarihini, sanatını ve geleneklerini keşfedebileceğiniz gibi aynı zamanda Ortaçağ‘dan 19. yüzyıla kadar uzanan dönemlere ait eserleri ve dokümanları görebilirsiniz. Bu müze, Brüksel‘in derin tarihini ve benzersiz kimliğini daha iyi anlamak isteyen gezginler için kesinlikle vazgeçilmez bir durak olmalı.
Müze Ücreti
Yetişkin 10 euro
Öğrenci 4 euro
bebekler ücretsiz
Nasıl Gidilir
Central Metro İstasyonuna yakın mesafede olan müze, Grand Place meydanında yer alıyor.
Müzede Çocuklar için Aktiviteler
Belirli yaş grup aralığında olan çocuklara yönelik müze içinde yapılabilecek eğlenceli aktiviteler yer alıyor. Genel olarak bir saat süren bu etkinliğe mutlaka katılın!

Manneken Pis
Brüksel’in sembolü haline gelmiş “İşeyen Çocuk Çeşmesi- Mannaken Pis” gerçekten şehrin mizah anlayışını çok güzel ifade eden bir heykelcik olması sebebiyle Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer arasında ilk üçte sıralıyorum.
Grand Place‘e 5 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Manneken Pis‘in hikayesi de enteresan. Zamanında Fransızlar, Belçikayı işgal edip her yeri bombalarken, bir küçük erkek çocuğu dinamitin yanan yerine çişini yaparak sönmesini sağlar. Halkın kahramanı olan bu çocuğu sembolize edip hep hatırlamak için 1619‘da bu çeşme yapılır.
Zaman içinde hırsızlar tarafından nedense sürekli çalınma teşebbüsünde bulunulduğu için orijinal heykel, artık Brüksel Şehir Müzesinde sergileniyor. Birde çocuk çıplak olması nedeniyle zaman içinde ona uygun pek çok kostüm hazırlanmış ve bazı önemli günlerde bu şekilde giydirilmiş. Eğer bu kostümleri merak ederseniz Manneken Pis Wardrobe Müzesine uğrayın. Brüksel Şehir Müzesine yakın bir mesafede olan Rue du Chêne, 19 adresinde sergileniyor. Brüksel Şehir Müzesine girdiğinizde sorarsanız size tarif edeceklerdir.
NOT: İşeyen Kız ve İşeyen Köpek heykelcikleri de eksik olmasın denmiş 😉 onları da Brüksel’de Çocukla Gezin haritasına konum olarak ekliyorum.

Royal Gallery of Saint Hubert
Belçika’nın Brüksel şehrinde bulunan Saint Hubert Kraliyet Galerisi, mimarisi ve tarihi önemiyle dikkatimizi çekti. 19. yüzyılda inşa edilen galeri, zarif mağazaları, kafeleri ve tiyatrosuyla ziyaretçilere alışveriş ve kültürel deneyim sunduğunu söyleyebilirim. Galeri, Avrupa’nın en eski alışveriş merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Gotik tarzda tasarlanmış cam tavanıyla büyüleyici bir atmosfere sahip. Sanatseverler için galeride bulunan müzeler ve sanat galerileri de keşfedilmeye değer. Burada yer alan Theatre Royal des Galeries‘te yer alan performansları ve tarihlerini öğrenmek isterseniz websitesinden inceleyebilirsiniz.
Brüksel‘in kaprisli havasından kaçıp, biraz kendinizi şımartmak isterseniz uğrayacağınız adres burası diyebilirim. Cam tavanın altında, dışarda ağır ağır yağmur yağarken, Maison Dandoy’un masalarından birine oturup kahvenizi yudumlayın ve 1800 lere ait ambiyansın keyfini çıkarın. (Özellikle bu pastane yüzünden Brüksel’de Gezilecek Önemli Yerler arasına koymaya karar verdim diyebilirim.)

Çikolata Müzesi
Brüksel’i ziyaret edip, Kakao ve Çikolata Müzesi’ne adım atmamak, çocuklu ve bebekli aileler için affedilemez bir hata.
Bu tematik müzede, Güney Amerika’da bir zamanlar yaşamış olan yüksek medeniyet Maya döneminden başlayarak çikolatanın oluşum sürecine adanmış çok ilginç ve bilgilendirici bir sergi yer alıyor. Müzede eğitici olan bu geziye ek olarak, ustaların nasıl çalıştıklarını ve hatta en sevdiğin çikolatalı şekerlemeleri nasıl yapacağını öğrenebileceğiniz atölyelerde var, ne büyük şans değil mi?
Kakao ve Çikolata Müzesinde 8 yaşından itibaren herkesin katılabileceği atölyeler yapılıyor. Çocuklarınızla beraber hem müzeyi gezip sonrasında da çikolata yapımına katılmak isterseniz Kakao ve Çikolata Müzesi linkinden bilet alabilirsiniz.

Avrupa Parlemento Binası
Parlamento Genel Kurulu kural olarak Strazburg‘da ve Parlamento’nun siyasi grupları ve komiteleri Brüksel‘de toplanır. Avrupa Parlementosu sekretaryası ise Lüksemburg‘dadır.
Brüksel hem Belçika’nın hemde Avrupa Birliğinin başkenti olması sebebiyle Avrupa politikası kalbinin attığı bir şehir. Tabiki böyle olunca Avrupa Birliğine ait önemli birimlerde burada çalışmalarını sürdürüyorlar.
Parlemento Binası 7/24 her zaman gezilebilir. İçeride bir parlamenterin gününün nasıl geçtiğini gösteren simülasyonlar varmış. Hatta çocuklara yönelik mayıs ve nisanda geziler ve atölyeler yapıldığını da belirtmek isterim. Eğer ziyaret ederseniz kapıdan şöyle bir uğrayıp, ne gibi aktiviteler var onları sormanızda yarar var.
Parlemento Binasına Nasıl Ulaşırım?
Brüksel tarihi bölgesinden 20-25 dakika yürüyüş mesafesinde olan Avrupa Parlementosuna metroyla ulaşmak çok kolay. Schuman metro durağında inip, 5 dakika kadar yürüyüşle binaya varıyorsunuz.
Parlemento Binasına Giriş
Avrupa Parlemento Binasına giriş ücretsiz.
Buradan sonra yine şehir merkezine uzak yürüyüş mesafesinde olan fakat parlementoya yakın olan Cinquantenaire’s Arch ve parkına gidebilirsiniz. Zaten parlementodan dışarıya çıkıp ana caddeye baktığınızda zafer takını tüm ihtişamıyla görmemek mümkün değil.

Cinquantenaire’s Arch ( Cinquantenaire Zafer Takı) ve Parkı
Cinquantenaire Park, Brüksel’in kalbinde yer alıyor. Şehrin hızlı temposundan kaçmak isteyenler için mükemmel bir sığınak. Parkın geniş alanları, insanların rahatlamasını, piknik yapmasını veya sadece güneşin tadını çıkarmasını sağlıyor. Parkın içinde, çeşitli tarihi ve sanatsal eserlerin sergilendiği üç büyük müze bulunuyor. Bunlar, otomobil tarihine adanmış Autoworld, askeri tarihle ilgilenenler için Silahlı Kuvvetler Kraliyet Müzesi ve sanat severler için Sanat & Tarih Müzesi şeklinde sıralanıyor. Bu müzeler, ziyaretçilere hem eğitici hem de eğlenceli bir deneyime hazırlıyor. Cinquantenaire Park’ın en belirgin özelliği ise muhteşem Cinquantenaire Kemeri.
Bu büyüleyici yapı, parkın merkezinde yer alıyor ve unutulmaz bir manzara sunuyor. Yaz aylarında, parkta konserler, açık hava sineması gösterimleri ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinlikler, hem yerel halkın hem de turistlerin ilgisini çekiyor ve parka canlılık katıyor. Cinquantenaire Park’ın yeşil alanları ve geniş yürüyüş yolları, spor yapmayı sevenler için ideal. Koşucular, bisikletçiler ve yürüyüşçüler, parkın güzel manzaraları eşliğinde egzersiz yapmanın keyfini çıkarıyor.
Park, tüm bu özellikleriyle, Brüksel’deki her ziyaretçinin mutlaka görmesi gereken bir yer. Hem tarih ve sanat severler, hem de doğa ve spor tutkunları için mükemmel bir nokta. Bu park, Brüksel’in kalbinde yer alan yeşil bir cennet adeta. Bebekli çocuklu gezginler, çocukların azmaları ve sizinde bir nebze dinlenebilmeniz için harika bir park burası, tadını çıkarın.

St. Michael ve St. Gudula Katedrali
St. Michael ve St. Gudula Katedrali, Brüksel’in tarihi ve kültürel zenginliğinin bir simgesi. Gotik mimarisi ve etkileyici detaylarıyla açıkçası çocukların olduğu kadar biz yetişkinlerin bile hayal gücümüzü uyandıracak nitelikte. Tabi böylesi etkileyici atmosfer, Belçika Kraliyetinin düğün seremonilerini burada yapmalarına sebep oluyor. Tabi birde Kraliyet Sarayının buraya yakın olması da ikinci sebep bence.
Tarih ve sanat meraklısı aileler için katedralin sunduğu sergiler ve rehberli turlar kaçırılmamalı. Ayrıca, katedralin çevresindeki parklar ve yeşil alanlar, çocuklar için keyifli bir mola imkanı sağlıyor. Onlar bu alanda koşup coşup tekrardan şarj olduktan sonra Brüksel’de Gezilecek Yerlere devam edebileceğiniz merkezi bir noktadasınız.

Brüksel Kraliyet Sarayı
Brüksel Kraliyet Sarayı, Belçika’nın kraliyet ailesinin resmi konutu olarak hizmet veriyor ve muhteşem neoklasik mimarisiyle göz alıcı gözüküyor. Fakat halka kapalı olduğu için sarayın içini gezemedik. Eğer isterseniz Brüksel Kraliyet Sarayı ile ilgili hazırlanan sanal çekimi seyredebilirsiniz.
Çeşitli kaynaklardan gördüğüm kadarıyla sarayın içinde yer alan zengin koleksiyon ve iç mekanlar büyüleyici. Eğer fırsatınız olursa Brüksel seyahatinizi 21 Temmuz- Eylül sonu arasına planlayın ki Ulusal Bayram sebebiyle yılda bir kez halka açılan Kraliyet Sarayını ziyaret etme imkanını yakalayın..
Biz sarayın önünde fotoğraf çekip, duvarlarının çevresinde dolaştık. Daha sonra dinlenmek için yakınındaki Brüksel Şehir parkına geçtik.

Brüksel Şehir Parkı
Brüksel Kraliyet Sarayının karşısında yer alan Brüksel Şehir Parkı, içindeki süs havuzu, ördekleri, yürüyüş yolları ve yemyeşil alanlarıyla ailelerin en sevilen mola alanı olacaktır eminim.
Saray açık olmasa da, burası gezip çocuklarla koşturmak ve “Brüksel anısı” fotoğrafları çekmek için çok elverişli bir yer. Marketlerden alacağınız sandviç, tuzlu atıştırmalıklar ve içeceklerle parkta geçen zamanınızı Brüksel’de piknik yaparak değerlendirebilirsiniz. Zaten her yer tertemiz, gönül rahatlığıyla çocuklar ve bebişleri çimlere salın. Çıplak ayaklı minik turistlerin parkta özgürce koşma zamanı geldi!

Doğa Bilimleri Müzesi
Çocuklu gezginler arasında da hak ettiği popülerliğe sahip olan Doğa Bilimleri Müzesi’ni ziyaret etmeyi unutmayın.
Dinozorlara ve gezegenin diğer tarih öncesi sakinlerine ayrılmış olan bu sergi, özellikle Z kuşağı çocuklarının ilgisini çekeceğinin garantisini veriyorum. Müze, genellikle çeşitli yaş gruplarındaki çocuklar için özel geziler de düzenliyor. Böylece çocuklar gezegenimizde medeniyetin nasıl geliştiği hakkında bilgileri eğlenerek öğreniyorlar. Eğer rehberli turlara katılmak isterseniz rezervasyon yapmanızı öneririm.
Brüksel’de bulunan Doğa Bilimleri Müzesi‘nin, Avrupa’nın üçüncü büyük Doğa Tarihi Müzesi olarak kabul edildiğini belirtmek isterim. Müzenin amacı, türlerin kökenini ve doğal tarihini ziyaretçilere göstermek. Milyarlarca yıl önce dünyada yaşayan türlerden 37 milyon örneği görebileceğinizi de burada yazmasam olmazdı. Şimdi sizinde ilginizi çekti değil mi?
Neredeyse tamamlanmış durumda olan 30’dan fazla dinozor iskeletlerini, insanın evrimleşme süresi safhalarını (kanıtlarıyla), mamutları ve milyonlarca yıl önce oluşmuş kaya çeşitlerini inceleme fırsatı bulacaksınız. Doğa Bilimleri Müzesinde, bugüne kadar bulunmuş olan en büyük erkek T-Rex’in kopyasının bulunduğunu da söylesem, artık ziyaret etmeden dönmezsiniz değil mi 😉

Giriş ücreti
- Brüksel Kart geçerli
- 13 euro
Açık olduğu saatler
- Pazartesi günleri kapalı,
- Hafta içinde 09.30-17.00,
- Hafta sonu 10.00-18.00 arasında açık
Öneri: Buradan sonra eğer ki haliniz kaldıysa yakınında bulunan Ixelles Ponds‘a çocuklarla gidebilir ve günü burada bitirebilirsiniz.

Mont des Arts
Brüksel’de Gezilecek Yerler listenizin en başında olması gerekli olan Mont des Arts, şehrin en ikonik manzaralarından birinin izlenebileceği ve önemli tarihi yapıların bulunduğu bir alan.
Sanat Tepesi ya da Sanat Dağı isimleri anlamında olan Mont des Arts, Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi, Sinema Müzesi ve Belçika Kraliyet Kütüphanesi, Müzik Enstrümanları Müzesi ve ünlü Belçikalı sürrealist ressam René Magritte‘nin resimlerinin sergilendiği Magritte Müzesi gibi şehrin önemli mekânlarından birçoğuna ev sahipliği yapıyor.
Mont des Arts’taki bahçe, ana bahçe ve ikincil bahçe olmak üzere ikiye ayrılmış.
Ana bahçe porsuk ağaçları ve şimşirler ile çevrilmiş bir alan, küçük dairesel havuzlar ve anıtsal bir çeşmeden oluşmaktadır.
Çocuklu gezginlerin en çok seveceği alan olan eğlenceli aktiviteler için yapılmış çeşmeler ve küçük çocuklar için hazırlanan bir oyun alanların dahil olduğu yerse ikinci bahçedir. Sanat Tepesi’nin en önemli özelliklerinden biri çiçeklerin mevsim geçişlerinde renk değişimleri dikkate alınarak yapılan peyzaj çalışmasıdır.
Mont des Arts, haftanın her günü 24 saat boyunca ziyaretçilere açık.
NOT: Bu özel atmosferin tadını çıkarmak isteyenler, özellikle gün batımından önceki saatlerde Mont des Arts’ta olun ve en az 3 saatinizi buraya ayırın.
Burayı görünce Madrid Kraliyet Sarayının bahçesi aklıma geldi. Gün batarken, kızıl ve oranj tonların sarayın bahçesi üzerinde yarattığı manzarayı ömrüm boyunca unutamayacağım!

Belçika Kraliyet ve Güzel Sanatlar Müzesi
Kraliyet Güzel Sanatlar Müzeleri, sanat severler için bir cennet niteliğinde. Altını çiziyorum, sanat severler için diyorum… Çocuklar burada sıkılır, aman sakın götürmeyinnn!
Şaka şaka tabiki! Hatta küçük yaşlardayken böyle müzelere beraber gidin. İnanın hayal güçleri biz yetişkinlerden daha yüksek olduğu için, bambaşka bir bakış açısıyla onlardan çok şey öğreniyorsunuz. Onlarda hayal dünyalarını somut değerlere evirebileceklerini öğreniyorlar. Uzun lafın kısası, hepsi olmasa da mutlaka belirli bölümleri gezin, okuyun, araştırın onlarla beraber! Hatta beraber bu resimlere bakarak çizim yapın.
Dönelim müzeyi anlatmaya;)
Avrupa sanatının en önemli eserlerini barındıran müze, Eski Sanatlar Müzesi, Modern Sanatlar Müzesi, Wiertz Müzesi, Meunier Müzesi, Magritte Müzesi ve Fin-de-Siècle Müzesi şeklinde isimlendirilen 6 bölümden oluşuyor. Her biri, belirli bir sanat dönemine veya sanatçıya odaklanarak merak ettiğiniz dönemi daha iyi incelemenize fırsat veriyor.
Eski Sanatlar Müzesi, 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar olan döneme ait eserleri sergiliyor. Bu müze, özellikle Flaman Primitifleri olarak bilinen sanatçıların eserlerini barındırıyor. Modern Sanatlar Müzesi ise, 19. yüzyıldan günümüze kadar olan döneme ait modern ve çağdaş sanatın etkileriyle ortaya çıkan eserlerin sergilendiği bir bölüm.
Magritte Müzesi, ünlü sürrealist sanatçı René Magritte’nin eserlerini sergiliyor. Müze, sanatçının hayatını ve eserlerini detaylı bir şekilde misafirlerine aktarmış.
Fin-de-Siècle Müzesi ise, 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında Avrupa’da yaşanan sanatsal ve kültürel değişimleri anlatmaya çalışmış.
Kraliyet Güzel Sanatlar Müzeleri, sanatın farklı dönemlerini ve akımlarını keşfetmek isteyen çocuklu gezginler için mükemmel bir durak olarak hep aklımızda kalacak.

Magritte Müzesi
Evet yukarıda anlatmama rağmen tekrar Magritte Müzesi için bir başlık açtım, hata yok, merak etmeyin.
Peki neden mi?
Evet, Belçika‘ya gelmişken sadece Belçikalı bir sanatçıya ait olan sergiyi gezmek gerekir diye düşünüyorum.
Evet, Belçikalı olan René Magritte‘nin uçsuz bucaksız olan hayal ve düşünce dünyasını anlamamızı sağlayan bir sergi olmasıda önemli.
Onun hayal gücünün ışığında ortaya çıkan eserlerse, sanatçının hayatının ve döneminin bir yansıması olarak görülüyor.
Sanatı daha iyi anlama için çeşitli turlar, etkinlikler ve atölye çalışmaları sunuluyor.
NOT: Zamanınız yeterli değilse ya da çocuklar sıkılıyorsa, konulara göre bu müzelerden birini ya da sadece Magritte Müzesini ziyaret etmenizi öneriyorum.
Giriş ücreti
- 10 euro
Açık olduğu saatler
- Pazartesi ve Salı günleri kapalı, diğer günler 10.00-18.00 saatleri arasında açık.

Palais de Charles de Lorraine
Charles of Lorraine Sarayı, Brüksel’in Kraliyet Bölgesi’nde yer alan neoklasik bir saray. 1757 yılında inşa edilmeye başlanmış ve Habsburg Hollanda’sının Valisi Prens Charles Alexander of Lorraine’nin ikametgahı olarak hizmet vermek üzere tasarlanmış. Saray, şu anda Belçika Kraliyet Kütüphanesi’nin bir parçası olan bir müzeyi barındırıyor. Saray, Coudenberg tepesinin üzerinde, Güzel Sanatlar Müzesi’nde yer alıyor.
Brüksel gezi listene bu harika sarayı da ekleyerek kentteki tarihi alanları ve o dönemin yapı anlayışını daha iyi anlayabilirsin. Bu nedenle Charles of Lorraine Sarayı, Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yer listesinde olmalı diye düşündüm.
Giriş ücreti
- Ücretsiz
- Etkinlik ve atölyeler için önceden online bilet almanız gerekiyor.
Açık olduğu saatler
- 24 saat açık
Place Du Grand Sablon
Sablon Meydanı, Brüksel’in en sosyetik ve şık semti denilebilir.
Son derece güzel antikacı dükkanları, çikolata mağazaları ve kafe’ler burada yer alıyor. Hoş vakit geçirmek için ideal bir lokasyon.
Eski binaların zarif cephesi, antikacılar, lüks restoranlar ve sayısız kafelerle çevrili. Hafta sonları da düzenlenen antika pazarlarına ev sahipliği yapıyormuş.
Grand Sablon Meydanı, aynı zamanda birçok etkinlik ve festivalin düzenlendiği bir yer. Alanda, Ommegang ve Perroquet atışı gibi festivaller düzenlenebiliyor. Ommegang, bir çeşit Ortaçağ döneminde yapılan atlı düelloların sembolize edilerek o günlerin benzeri etkinliklerin düzenlendiği bir festival.
NOT: Detaylar için brussels.be sitesini incelemeni öneririm.

Atomium
Atom çağının ve nükleer enerjinin barışçıl biçimde kullanılmasını simgeleyen Atomium, 1958 Dünya Fuarının açılması için inşa edilmiş.
- Atomium‘un inşaatı 165 milyar kez büyütülmüş demir kristal kafesinin kök parçasında birleşen dokuz atomla süslenmiştir.
- CNN, bu binayı Avrupa’daki “en tuhaf” olan olarak adlandırmış.
- Yapının tümünün yüksekliği 102 metre, yapının ağırlığı yaklaşık 2.400 ton. Dokuz alanın her birinin çapı 18 metredir.
- Ziyaret için altı alan mevcut. Binanın orta borusunda merkezi küreyi birleştiren bir asansör var. Ziyaretçileri 25 saniyede Atomium‘un en yüksek topunda yer alan restorana ve izleme platformuna kaldırma kapasitesine sahip.
Her bir küre, farklı bir sergiye ev sahipliği yapıyormuş. Bilim, tasarım ve sanatın kesiştiği noktada yer alan sergileri 9 ayrı kürede ziyaret edebilirsiniz. Yapının en üst küresine çıkınca, Brüksel‘in panoramik manzarasını seyredebiliyormuş.
Giriş ücreti
- 16 euro
Açık olduğu saatler
- Her gün 10.00-18.00 saatleri arasında açık.
Not! Atomium özellikle Pazar günleri kalabalık olabiliyormuş. Eğer pazar günü ziyaret etmeyi planlıyorsan biletini önceden online olarak almanı öneririm. Biz kalabalık olduğu için gitmedik, birde biz daha çok dinozorları ve ressamları görelim dedik. Burası biraz daha şehir dışında kalıyor. O yüzden burada paylaştığım bilgiler; Brüksel’de otel rezervasyon danışmanının vermiş olduğu bilgiler ve Get Your Guide‘dan toparladıklarımın özetidir.

Mini Europe
Mini Europe Park, bizim Miniatürk‘ün Avrupa versiyonu diyebilirim.
Atomium‘a yürüme mesafesinde olan bir açık hava müzesi. Eğer giderseniz iki yeri görüp deneyimleyebilirsiniz.
Bu parkta, büyüleyici kanallarıyla minik Venedik, Paris deyince akla gelen Eyfel Kulesi ya da Londra’nın ana sembolü Big Ben ve diğer pek çok dünyaca ünlü cazibe merkezi ve mimari yapılarının minyatür kopyalarını bir arada görme şansınız oluyor.
Londra’da Çocukla Yapılacaklar Listesinde 12 farklı aktiviteyi anlattığım yazımı okuyabilirsiniz.
Ece’yle beraber zamanımız kısıtlı olduğu için daha çok tarihi şehir merkeziyle Brüksel‘deki müzeleri gezmeyi tercih ettik. Bu bölgeye akşam konser için döndük. Aslında erken geldik, bir ihtimal Atomium ya da Mini Europe‘u gezeriz belki diye düşünmüştük. Fakat konser alanının önündeki sırayı görünce kuyruğa girmeye karar verdik. Çünkü kuyruk nerdeyse 2 km uzunluğundaydı, oooopppss!!
Not: Detaylı bilgi ve bilet satın almak için Mini Europe tıklayın.

Belçika Çizgi Roman Müzesi
Brüksel’deki Belçika Çizgi Roman Müzesi, çizgi roman sanatının kalbinin attığı bir yer.
Çizgi romanın tarihini, evrimini ve çeşitli stillerini sergileniyor. Çizgi romanın bir sanat formu olarak kabul edilmesine yardımcı olan birçok öncü sanatçının, bu sanatçılar arasında Hergé, Peyo ve Franquin gibi isimlerin eserlerini görebiliyorsunuz. Müze, çizgi romanın farklı türlerini ve stillerini de sergiliyor. Klasik kahraman hikayelerinden, bilim kurguya, fantastik hikayelere kadar birçok türü bulabilirsiniz.
Müzenin içinde ayrıca bir çizgi roman kitapçısı ve kafe bulunuyor. Kitapçıda, dünyanın dört bir yanından çeşitli çizgi romanları bulabilirsiniz. Kafedeyse, çizgi roman okurken bir şeyler içebilir ve dinlenebilirsiniz. Ayrıca Brasserie Horta’da yemekte yiyebilirsiniz. Google yorumları çok iyi görünüyor, menüyü merak edenler için linki bırakıyorum.
NOT: Güncel bilgi, aktivite ve detaylar için en iyisi Belçika Çizgi Roman Müzesine bir bakmanızı öneririm.

Walibi Belgium
Brüksel’e gelmişken vaktimiz bol daha neler yapabiliriz diyorsanız siz gezginler için harika bir önerim var.
Walibi Belgium!
Brüksel‘e 50 dakika mesafede olan bir eğlence parkı olan Walibi Belgium‘u görmek ister misiniz?
Su parkları, eğlence alanları, çiftlik, deniz hayvanlarıyla sergilenen performanslarla kesinlikle çocuklu gezginlere önerilen bir aktivite.
Merak edenler için buraya Walibi Belgium‘un linkini bırakıyorum.
Gidebilenlere şimdiden iyi eğlenceler dilerim ve eğer ziyaret ederseniz aşağıya yorum bırakmayı ihmal etmeyin lütfen!

Brüksel’den Yapmadan Dönmeyin
Mutlaka Gezin
Grand Place, Mannaken Pis, Cinquantenaire Parkı, Royal Gallery of Saint Hubert, Mont Des Arts, Brugge Şehir Gezisi
Çocuklarla Beraber Gezilecek En Eğlenceli Yerler
Çikolata Müzesi, Doğa Bilimleri Müzesi, Mini Europe, Çizgi Film Müzesi, Walibi Belgium.
Brüksel’de Akvaryum Var Mı?
Evet varmış. Brüksel‘de yer alan akvaryum için google yorumlarında sadece exotik balıkların yer aldığı küçük bir yer olarak bahsediliyor. Eğer bu tip balıkları merak ediyorsanız gidip göz atabilirsiniz, fakat İstanbul’da büyük akvaryumlar zaten var, boşuna gidip zaman harcamayın derim.
İstanbul’da yer alan akvaryumlar hakkında detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Festivalleri Kaçırmayın
- Rönesans Festivali 2 Haziran – 5 Temmuz 2024 tarihleri arası, detaylar için brf.brussels linkini ziyaret edebilirsin.
- Çiçek Festivali 15-18 Ağustos 2024 tarihleri arası, detaylar için brussels.be adresini ziyaret edebilirsin.
- Yılbaşı Pazarları genel olarak Kasım ayının son cuma gününden başlayarak 31 Aralık arasında kuruluyor. Avrupa’nın en güzel yılbaşı pazarları olduğunu söyleyenler var. Biz haliyle o dönem gitmemiş olduğumuzdan bu eğlenceli pazarı deneyimleyemedik. (Sadece bloglarda yazılanlar ve sosyal medyada paylaşılanlardan çıkardığım bir yorumumdur.)
Brüksel bir bakıma festival şehri diyebilirim. Çünkü yılın tüm aylarına nerdeyse bir festival/ aktivite koymuşlar.
Mesela eylülde çizgi film festivali varmış. Film, müzik, ışık festivali de yıl içerisinde kutlanılanlardan.
O yüzden seyahat etmeden önce visit.brussels adresinde yer alan festivallere bir göz atmalısınız.

Brüksel’e Yakın Şehirlere Yapılan Günlük Turlara Katılın
Antwerp, Brugge ve Ghent‘e günlük turlar düzenleniyor. Eğer bir gün fazla kalabiliyorsanız Brugge ve Ghent turuna mutlaka katılmalısınız.
Venedik’i andıran kanalları ve gondolları, nehirde özgürce gezen kuğuları ve atlı arabalarıyla hala nostaljik bir kent olan Brugge gönlümüzde taht kurdu. Turu aldığımız acentenin rehberi tarihi, mimari ve yaşam gelenekleri açısından pek çok bilgiyi paylaştı. Açıkçası iyi ki bu turu almışım dedim kendi içimden, çünkü masal kitaplarından birer sayfayı andıran Brugge ve Ghent şehirleri bizi büyüledi.
Eğer fazladan bir gün ayırabilirseniz, Get Your Guide sitesinde yer alan acente aracılığıyla, ortaçağdan çıkmış bu mini şehirleri gezebilirsiniz. Açıkçası sadece Brugge’e giderseniz de yeterli. Hatta bütün gün Brugge gezisi yapan turlar var, onları tercih edin. Çünkü biz Brugge’e aşık olduk! Mini kafelerinde keyifle sohbetler edip, kanallarda sandalla gezmek, faytonla adeta Ortaçağ dönemine ait kitapların sayfalarından fırlamış sokakları arasında dört nala koşturmak, kaybolup booolca deklanşöre basmak ve bit pazarından alışveriş yapmak için biraz daha vaktim olsun isterdim.

Brüksel’den Tatmadan Dönmeyin
Maison Dandoy‘da waffle, kurabiye ve çikolata, Chez Leon’da midye ve patates ikilisini denemeden dönmeyin!
Bu iki yeri hatta ritüel olarak ilan etmek istiyorum. Brüksel’e gidenler mutlaka her ikisini görün!
NOT: Chez Leon‘a rezervasyonsuz gitmeyin.
Ayrıca pastanelerden kruvasan almayı ihmal etmeyin, onlarda en az Paris’tekiler kadar başarılıydı.
Patates var birde… Pek farklı birşey beklemeyin, bildiğiniz patates kızartması işte. Her yerde yiyebilirsiniz, Brüksel’in sokak lezzeti denilebilir. Bu nedenle kuyruklar olabiliyor, ama kısa zamanda sıra size geliyor, merak etmeyin.
Paris’i merak edenler için Paris Gezi Rehberi yazımı okumalısınız.

Brüksel Çocukla Gezin Haritası
Brüksel’de Gezilecek 20 Önemli Yerleri işaretlediğim Çocukla Brükseli Gezin haritasını kullanırken sol üst köşede yer alan oka tıklayarak 3 günlük olarak hazırladığım gezi listesini bulabilirsiniz. Ayrı ayrı her günü farklı renklerle ifade etmeye çalıştım. Mesela 1. gün gezilecek yerler kırmızı renk ile işaretledim. Siyah renkle işaretlediklerimse, eğer 3 günden daha fazla seyahat için süreniz varsa görebileceğiniz yerleri göstermektedir.
- Birinci günün programına metroyla Gare Centrale giderek,
- İkinci günün programına Schuman metro durağında inerek,
- Üçüncü günün programına da yine Gare Centrale metro istasyonundan biraz yürüyüşle keşfe başlayacağınız alanlar olarak kümeledim.
Siyah işaretlediğim lokasyonlardan Comics Art Museum, Jennake Pis ve Gardrobe Manneken Pis noktaları ilk üç günde ziyaret ettiğiniz noktalara yakın olup, yürüyüş esnasında karşınıza çıkabilecek yerler. Atomium ve Mini Europe’a Heysel metro durağına yakındır. Walibi Belgium için araba kiralamanızı ve yakındaki yerlerde gecelemenizi öneririm.

Yazarın Brüksel Yorumu
Hep sorulan soru, Brüksel’e çocuklarla yada solo mu gidilmeli ve hatta ziyaret edilmeli ?
Yorumum biraz karışık ama;
İşte Brüksel‘de böyle bir şehir…
Yaşayan, devam eden, yoğun ama temiz, gürültülü ve karışık, modern ama Ortaçağlı…
Hava durumu gibi bi öyle bi böyle…
Neyle karşılaşacağınızı bilmediğiniz genel olarak yerlisiyle değil de yabancısıyla karşılaştığınız bir şehir.
Yağışlı, soğuk, nadiren güneşli.
Şehrin her yerinden bir müze, bir sergi çıkıyor.
Sokaklarda gezerken bir binanın yanında sana doğru koşan bir TenTen‘i görünce gülümsüyorsun.
Sanırım buranın halkı, hava o kadar kapalıymış ki, kendi motivasyonları için çikolatalar, waffleler, patates kızartmaları pişirerek, bizi hep güldüren o çizgi film karakterlerini hayal ederek hayata tutunmuş.
Yollarda yürürken karşınıza birden çıkan Red kit ve Düldül‘ün eski Teksas‘ta çıkmış graffitileri size bunu hissettiriyor.
Kesinlikle çocuklarla gezilmesi gereken bir şehir diye düşünüyorum, çünkü müzelerde özellikle onlara yönelik pek çok etkinlik hazırlanmış.
Yapılan aktiviteler, çocukların hayal güçlerini geliştiren yol gösteren nitelikte.
Belki yemek konusunda eleştirebilirim, midye ve waffle olmasa çok zayıf kalırlardı, ama o noktada bile çocukların en sevdiği patates kızartması can yeleği gibi karşınıza her yerde çıkıyor.
Daha ne olsun, haydi biletleri alın ve Avrupa’nın başkentine doğru yola koyulun sevgili çocuklu gezginler!
Bir sonraki yazım Brugge ve Ghent şehirleri hakkında olacak. Merak edenler takipte kalın!

