YAZILAR

İstanbul’da Antik Hipodrom Meydanı

İstanbul’da Antik Hipodrom Meydanı

2000 yıllık bir İstanbul öyküsüdür Hipodrom Meydanı. Öyle ki burada yaşanan olaylar tarihin yönünü değiştirmiş, bu toprakların sahipleri olan imparatorlukların kaderlerini etkilemiştir. Roma İmparatorluğu olmuş Bizans, Bizans olmuş Osmanlı ve noss Türkiye Cumhuriyeti…

Ama her gelen buradaki eserlere önem vermiş ve günümüze kadar uzanmış Hipodromun duvarları…

Meydan’da yer alan dikilitaş, Bizans döneminde ve arlasında görülen binaysa Osmanlı döneminde yapılmışlar.

Bizans’ta Hipodrom, Osmanlı’da At Meydanı ve Türkiye Cumhuriyetinde Sultanahmet Meydanı olarak adlandırılan alan çocuklarla Tarihi Yarımada turunda tarihi önemi bakımından başlangıç noktası olması gereken yerlerden.

Peki Hipodrom fikri kimden çıkmıştı?

2. yy sonlarında İstanbul’u almak uğruna şehri yerle bir eden İmparator Septimus Severus, Byzantium halkını tekrar mutlu edebilmek için onlara Roma’daki gibi yarışları seyredebilecekleri bir arena inşa etmeyi uygun bulur. Paganizme inanan Roma’da gladyatör ve vahşi hayvanlarla yapılan ölesiye savaşlar o zamanın halkını meşgul etmeye ve mutlu etmeye yetecektir. Böylece halkı yönetmek daha kolay olacaktır.

Hipodromun temsili şekli. Aynı şekilde bahsetmiş olduğum halıcıda maketi de yer almaktadır. Çocuklara mutlaka görselle göstermek daha yararlı olacaktır.

4. yy ‘da Hipodromu yeniden inşa ettiren ve ihtişamlı hale getiren aslında İmparator Konstantin’dir. At nalı şeklinde düşünülen Hipodrom 480 metre uzunluğunda ve 117 metre genişliğinde olacaktı ve böylece 100.000 kişilik bir stadyum hazırlanmıştı. Günümüzdeki stadyumlar kaç kişilik sizce? Hadi bi google’a sorun 😉

Sultanahmet Caminin olduğu tarafta imparatorluk locası yer alıyormuş. Kazanan gladyatörler ya da at arabalı takımlar bu noktaya gelerek İmparatora selam verirlermiş. Yapılan arena dövüşlerinde başarılı olan efsane gladyatörlerin ya da önde gelen takım liderlerinin heykelleri, Mısır’dan gelen dikilitaşlar, Anadolu’dan getirilen önemli eserlerle arenanın meydanı süslenmiş. Hatta imparatorluk locasının üzerinde 4 adet bronzdan at heykeli yer alıyormuş.

Sakıp Sabancı Müzesi bahçesinde yer alan at heykeli orjinal değil, ama bize hipodromda yer almış olan bu at heykellerinin nasıl olduklarını gösteriyor.

Tüm bu eserler Haçlı seferleri rüzgarı altında harap edilmiş , öyle ki yamacı Haçlı askerleri, bronz olan herşeyi altın sanarak eritmeye bile kalkmışlar. Dikilitaşlardan ve at heykellerinden taşıyabildiklerini Avrupa’ya kaçırmışlar. Bu heykellerden bir tanesi hala Venedik’te sergileniyor. Hatta bu at heykelinden esinlenerek Roma’da da pek çok eserler yapılmıştır. Buna benzeyen bir kopyada Sakıp Sabancı Müzesinin bahçesinde yer alıyor. Merak edenler görebilir 😉

Osmanlı zamanında At Meydanı olarak adlandırılan alan günümüzde çevresinde önemli eserler ile çevrelenmiş durumda. Mesela Sultanahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesinin yer aldığı İbrahim Paşa Sarayı ve 1900 lü yıllarda yapılmış etkileyici binalardan Tapu ve Kadastro Müdürlüğü ile Marmara Üniversitesi Rektörlüğü binası gibi… Bu eserlerin hep alt zemini hala arenanın taşları üzerine kurulmuş. Türk Ve İslam Eserleri Müzesinde görebilirsiniz.

Çocuklarla Gezinizde Hipodrom/ Sultanahmet Meydanında Görülecek Yerler

Kayzer Wilhem Çeşmesi

Halk arasında bilinen ismiyle Alman Çeşmesi. Hipodrom ’un girişinde, Aya Sofya tarafında yeşil kubbeli çeşmeyi hemen farkedersiniz. Eser 1898 senesindeki ziyaretinin anısına Kayzer Wilhelm tarafından Sultan II. Abdülhamid’e armağan edilmiş. Kubbenin içinde iki liderin mozaikten yapılma monogramları var. Çeşmenin yerinde eskiden Vakvak Ağacı (meyveleri insan kafatası şeklinde olan cehennemdeki bir ağaca verilen isim) olarak geçen ve 1826’da isyancı yeniçerileri astıkları bir ağaç varmış.

Dikilitaş ( Theodisius Sütunu)

Hipodrom’ un ortasındaki granit Dikilitaş M.Ö. 1450 yılında Firavun III. Thutmosis’in anısına yapılmış ve Mısır’ın Antik Çağ kenti Thebes’in karşısına dikilmiş. 390 yılında da İmparator Theodosius emriyle İstanbul’a getirtilmiş. Dikilitaş; imparatora ve çevresindeki insanlara ait kabartmaların bulunduğu mermer bir kaidenin üzerinde yükseliyormuş. Kaidenin üzerindeki kabartmalar mermerden yapıldıkları için bugün oldukça yıpranmış durumda, ama granit çok dayanıklı bir taş olduğundan Dikilitaş’ın üstündeki hiyeroglif yazılar ilk günkü gibi okunaklı.

Yılanlı Sütun (Burma Sütun)

Yılanlı Burma Taşın arkasında gördüğünüzde Örme Dikiltaş’tır.

Birbirine dolanmış üç yılanın başının altın bir vazonun üç ayağını oluşturduğu sütun, M.Ö. 478’de Yunan şehir devletlerinin birleşerek Persleri yendiği savaş anısına yapılmış ve Delfi’deki Apollo Tapınağı’nın önüne dikilmiş. Zafer kazanan 31 şehir devletinin adının kazındığı sütunun yenik düşen Perslilerin kalkanlarının eritilmesiyle yapıldığı söyleniyor. 330’lu yıllarda sütunu İstanbul’a getirten İmparator Konstantin sütunu Aya Sofya’nın bahçesine diktirmiş. Sütun daha sonraları Hipodrom’a getirtilmiş ve çeşme olarak hizmet vermesi sağlanmış.

Örme Dikilitaş

Diğerine oranla daha kaba bir işçiliği olan ikinci dikilitaş Hipodrom’un güney ucunda yer alıyor. Hakkında çok az şey bilinmesine rağmen Konstantin ya da I. Theodosius tarafından dikildiği sanılıyor. VII. Konstantin Porphyryogenitus (913-59) tarafından üzeri bronzla kaplanmış ama IV. Haçlı Seferi sırasında altın olduğu sanılınca askerler tarafından sökülüp yağmalanmış.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Sultanahmet Meydanında bulunan İbrahim Paşa Sarayı, Türk ve İslam sanatı eserlerine ev sahipliği yapan ilk Türk müzesidir.

16. Yüzyıldan günümüze ulaşan ve Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri İbrahim Paşa’ya ait olan tek sadrazam sarayında Evkaf-ı İslamiye adıyla müze, 27 Nisan 1914 yılında açılmış. Daha sonra kuruluşunun 100. yılında çağdaş müzecilik kriterlerine uygun olarak hazırlanmış teşhiri ve aslına uygun şekilde restore edilmiş binası ile tekrar 19 Aralık 2014 yılında ziyaretçilerine kavuşmuş.

Çocukla Türk ve İslam Eserleri Müzesi hakkında detaylı bilgi ve fotoğraflar için Türk ve İslam Eserleri Müzesi yazıma göz atabilirsiniz.

İstanbul Cumhuriyet Eğitim Tarih Müzesi

İstanbul Cumhuriyet Eğitim Tarih Müzesi aslında Osmanlı Sanayi Mektebinde kılıçhane olarak kullanılmış bir binada yer alıyor.

İstanbul’da okulların ve eğitim tarihiyle ilgilenenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir müze. Kurucusu emekli bir öğretmen olan Ümüt Ateş’in tatlı sohbetiyle bahsettiği Cumhuriyet ile beraber Eğitim tarihini mutlaka çocuklarla o eski sıralara oturup dinlemelisiniz.

“Cumhuriyet Eğitim Müzesi, 1998 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet Eğitim Müzesi; Cumhuriyetimizin 75. Yılı kutlamaları çerçevesinde; Türk Eğitim Tarihi’nde, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde eğitimimizde kaydedilen gelişmeleri ve kullanılan ders araç, gereç ve malzemeleriyle belge ve eşyalarını gösterebilmek, Cumhuriyetimizin “Temel İlke ve Değerleri”nin daha iyi anlaşılmasına, kıymet ve öneminin bilinmesine katkı sağlaması için;Sultanahmet Endüstri meslek Lisesi’nin bahçesindeki “Tarihi Kılıçhane Binası”’nda kurulmuştur. ” Bilgi
https://bit.ly/2Ttkwh2 den alınmıştır.

Hafta içi her gün saat 09.00-16.00 saatleri arasında ücretsiz olarak herkese açık. Hafta sonları maalesef kapalı. Meslek Lisesinin içinden geçerek ulaşacağınız için, güvenliğe müzeye geldiğinizi belirterek ziyaret için geçiş yapabiliyorsunuz.

İstanbul Cumhuriyet Eğitim Tarih Müzesinde yer alan sergi bölümleri

Türk ve İslam Eserleri Müzesinden ileriye Marmara Üniversitesi Rektörlük Binasının yanındaki sokaktan Şehit Mehmet Paşa Yokuşu sokağına ilerleyin. Karşınıza tarihi bir okul olan Sultanahmet Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi çıkacak, müze lisenin bahçesinde yer alıyor.

Hipodrom Duvarlarının Kalıntıları

Hipodrom Meydanında yer alan dikilitaşları geçip, sol tarafta aşağıya doğru kıvrılan yolu takip edin. Meydan gibi bir alanda büyük bir halıcı mağazasını göreceksiniz. Buranın önünden baktığınızda hipodromun devasa duvarlarının kalıntılarını bulacaksınız. Aslında Roma’da yer alan Collosseum‘a benzettiğim bu duvarları daha güzel fotoğraflamak isterdim, semt pazarı kurulmuş olmasaydı 🙁 Aklınızda olsun Çarşamba günleri oluyor.

Meydandan sahile doğru yürürseniz çevrede yer alan evler , dükkanlar ve hoteller hep hipodrom ve etrafına inşa edilmiş sarayların temelleri üzerinde yükselmiş. İşte bu da bir başka saray, ama artık yerin altında.

NOT! Halıcı dükkanın aslında içinde mağazalar dışında bir de yerin altında kalan sarnıç benzeri bir dehliz var. Burası da aslında hipdroma yakın bir saraymış…Sabah erken saatlerde gelirseniz izin alarak ziyaret etmenizi öneririm. Dükkan sahipleri yer altındaki sarnıcı kendi imkanlarıyla renove etmişler ve Hipodromun antik dönemlerde nasıl olduğunu gösterebilmek adına harika bir maketiyle videosunu sergiliyorlar. Çocukların hipodromun ne olduğu, büyüklüğü ve önemini daha iyi anlamaları için buraya mutlaka inmenizi öneririm.

Buokoleon Sarayı

Hipodrom Meydanı duvar kalıntılarını takip eden yoldan Çatladıkapı yönünde ilerleyiniz. 10 dakikalık bir yürüyüşle Kennedy caddesi sahil yoluna ulaştığınızda sola dönün ve 5 dakika daha yürüyerek Buokoleon Sarayı kalıntılarına ulaşabilirsiniz.

İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından yaptırılan ve bazı bölümleri de İmparator Teofilos zamanında (829-842) eklenen Bizans sahil saraylarından biriymiş.

Buka-leon aslında boğa- aslan anlamına geliyor. İmparator Theodisos’un gücünü anlatan bu lakap sarayının da ismini oluşturmuş.

Hipodrom Meydanın etrafında yer alan saraylardan ayakta kalan ama hala harap bir görüntüde olan bu eserin üzerinde gecekondu evleri görmek aslında üzücü. Umarım bir an önce daha etkili koruma altına alınarak içini de ziyaret edebilme imkanı buluruz.

İstanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, Sultanahmet Camii’nin Külliyesi’nde Arasta Pazarı içerisinde yer alıyor. Doğu Roma Dönemi’ne ait Büyük Saray’ın revaklı avlusunun kuzeydoğu bölümünde kısmen sağlam kalmış mozaik döşemeyi içine alacak şekilde oluşturulmuş bir müze.

Sultanahmet Camii’nin Arasta Çarşısı rengarenk, cıvıl cıvıl hediyelik eşyalar ve antikalarla dolu.


Mozaiklerde dinî konular işlenmemiş, daha çok ders verecek konular tasvir edilmeye çalışılmış. Günlük hayattan, doğadan ve mitolojiden esinlenerek kertenkele yiyen grifon, fil ve aslan mücadelesi, bir kısrağın tayını emzirmesi, kaz güden çocuklar, keçi sağan adam, eşeğine yem veren çocuk, testi taşıyan genç kız gibi sahneler yer alıyor.

Müze her gün açık. Giriş ücreti 20 TL ve müzekart geçerli. Pusetle de gezebilirsiniz, bir tek alt kata inişinizde yardıma ihtiyacınız olacaktır.

Sultanahmet Camii

Türk-İslam mimarisinin en başarılı örneklerinden biri olarak gösterilen Sultanahmet Camii, iç duvarlarını süsleyen göz alıcı desenlerin renginden dolayı Blue Mosque ismiyle yurtdışında anılıyor. Hipodrom Meydanının deniz tarafına doğru ve aslında hipodromdaki İmparator Locasının olduğu tarafta inşa edilmiş. Tüm yönleriyle semte ismini veren camii, Tarihi Yarımada turunda çocuklarla görülmesi gereken yerlerden biri.

Çocuklarla Hipodrom Meydanına Yakın Çevrede Gezilecek Yerler

Şerefiye Sarnıcında hala su var, yalnız çok mu fazla restore edilmiş ne dersini? Işıklar çok beyaz ve sütunlar ne kadar düzgün. Biraz mistik havası gitmiş, belki Yerebatan Sarnıcı gibi kalsaydı daha tarihi hissederdik.
Şerefiye Sarnıcı

Tarihi Yarımada ve Sultanahmet Meydanı çevresinde o kadar çok görülecek yer var ki, çocuklarla bir günde gezemeyebilirsiniz. Bu nedenle planlı bir şekilde bölge bölge plan yaparak meydan ve çevresindeki yerleri farklı günlerde gezmenizi öneririm. Bunlar arasında popüler olan yerleri şöyle sıralayabilirim;

Yerebatan Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı, Ayasofya Müzesi, Topkapı Sarayı, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Gülhane Parkı, Binbirdirek Sarnıcı, Küçük Ayasofya Cami, Sokullu Mehmet Paşa Camii, Sultanahmet Milyon Taşı.

Çocuklarla Hipodrom Meydanında Nerede Yemek Yenilir

Tarihi Yarımada’da çocuklarla yemek yenilebilecek yer olarak önerebileceğim tek adres tabii ki Sultanahmet Köftecisi… Lokasyon için tıklayınız

Meydanın çevresinde kırmızı arabalarda yer alan kestaneler ve mısırlarda atıştırmalık olabilir

Bir başka adreste; Edebiyat Kıraathanesi. Burada çay ve su böreği, kahve ve baklava türünde yiyecekler bulabilirsiniz. Sabah kahvaltısı yada bir yorgunluk kahvesi içilebilecek tarihi bir kahvehanedir. Hemen Sultanahmet Köftecisinin yanında yer alıyor 😉

Hipodrom Meydanı Nerede ve Nasıl Ulaşılır

Metroyla Vezneciler durağında inip, İstanbul Üniversitesi yönünden çıkış yapınız. Metro çıkışından tramvay yoluna doğru yürüyüp, Sultanahmet durağına ulaşabilirsiniz.

Sultanahmet Tarihi Yarımadası içinde bulunan çoğu yer trafiğe kapalı olması sebebiyle özel araçla gelmenizi önermiyorum.

Sultahmet Meydanı ve çevresini gezerken mahallelerin arasında dolaşmanızı öneririm.

İstanbul’un bir zamanlar merkezi olan Hipodrom Meydanı ya da At Meydanı ya da güncel olarak bilinen ismiyle Sultanahmet Meydanı, Tarihi Yarımada turunuza çocuklarla başlanılacak en güzel nokta.

Firuzağa ve Sultanahmet Camii’nin ufkunda Marmara Denizini seyretmek…hemde kar yağarken 😉
Share

BENZER YAZILAR

  1. Fadıl İnam

    28 Şubat 2019

    Teşekkürler bu muhteşem tanıtım ve bilgiler için…fadıl hoca

    • berrinkuray

      1 Mart 2019

      Merhaba Fadıl bey, teşekkür ederim. Umarım yararlı olur, iyi günler dilerim.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.