Pandemide 2021 LGS Süreci

Aklıma gelen başıma geldi ey dostlar…

Kimler 8.sınıf veya 12.sınıf öğrencisi velisi?

Tevfik Egeciğim, şu anda 8.sınıfta ve LGS sınavlarına hazırlanıyor.

İstanbul’da pandemik ortamda evde kapalı bir 14 yaş…

Ergenlik durumu ayrı bir olay zaten, eminim hepimiz ebeveynler olarak bu süreçten geçeceğiz. Şart, kaçışı yok.

Tabi olabildiğince sessiz, tasasız olsa ne iyi olur.

Yıllardır hep şu boğazıma kilitlenip söyleyemediğim, eğitim sistemimizle ilgili fikirlerimi artık buradan sizlerle paylaşmak istediğime karar verdim.

Tabiat olarak hep daha iyi olacak herşey diyerek umutla geleceğe bakan bir kişiyim. Kesinlikle karamsar değilimdir, olayların akışında zorluklar bile olsa sonun benim için iyi olacağını düşünerek hareket ederim.

Eğitim sistemimiz içinde hep böyle umutluyum.Bakın “umutluydum” demiyorum. Çünkü biliyorum ki bu yazım belki çok ufacık bir etkiye sahip olacak dünya üzerinde, ama kelebek etkisi yaratıp gelecekteki yarınlarımıza ufuk olsun istiyorum. Benimle aynı fikirde olun/ olmayın ama desteklerseniz okuyarak, paylaşarak, yorum yazarak çok sevinirim.

1969- 1990 yılları arasında doğan artık ne kuşağı isek bizler, farkında mısınız, zorluklar, kısıtlamalar, teknik ve parasal yetersizlikler, eğitim zorlukları, politik senaryolar, birçok felaket ve hastalıklara rağmen, her türlü teknolojik gelişmeyi geçmişin sanayileşme süreciyle harmanlayabilen tek jenerasyonuyuz.

1995 ten sonra doğanlarsa tamamen teknolojik evrenin içine düştüler. Bebişken gözlerimiz 40 gün açılmazken, bu z ya da x kuşakları, anne kucağında olduğu anda gözlerini açıp bakıyorlar. Neden?

Çünkü daha anne karnında teknolojik notalar ya da frekanslar onlara iletildi.

Bizler nasıl öğrencilerdik?

Beyaz kolalı yakalı siyah önlüklü, elimizde beslenme çantası, örgülü saçlarımızla okula yürüyerek giden çocuklardık. Kara tahtaya, herkes haftalık tebeşir alıp getirirdi. Öğretmenlerimiz idealist, mümkünse içimizde var olanı eğitim sistemine uydurmayı başarırlardı. Bol ödev, yazılı sınavlar, bool ezber ile bizleri yeni gelişen dünya hazırlamışlardı. Öyleki sayelerinde kolejler, anadolu liseleri, yurtdışında üniversitelerin sınavlarına girip oralarda yaşayacak kadar farkındalığı yüksek, özdisiplini yüksek, azimli, verici, ülkemize yararlı karakterler olduk.

1995 sonrasında gelişen yıllarda eğitim sistemi başarıyla giderken teknolojik gelişimden bihaberdi.

Teknoloji olarak gelişmiş ülkelerin eğitim sistemleri ele alınarak ülkemize adapte olmaya başladığı noktada her yıl bir öncekiyle çelişen döngü oluşmaya başladı.

Okul sistemimiz, 8 yıl ilköğretim, lise 4 yıl ve üniversite 4 yıla geçirildi.

Ezbercilik kaldırıldı.

Gereksiz görülen pek çok müfredat kaldırıldı.

Sabahları okuduğumuz and kaldırıldı.

Akıllı tahtalar sayesinde öğretmenlerimiz, bilgiyi çocuklara daha kolay anlatmaya başladılar.

Yazılı sınav gereksiz görüldü.

El yazısı 1.sınıfta öğretelim dendi, güzel yazı dersi ortadan kalktı.

Çocuk yaşta sınav kaygısı oluşmasın diyerek özel ve anadolu liselerine girişi sınavları 5. sınıftan kaldırılarak 8. sınıfa çıkarıldı.

Teknolojik olarak hızla gelişen ekonomiye vasıflı insanlar yetiştirebilmek amaçlı, ipadli ve kod yazmalı yeni boyutlu eğitim sistemleri ortaya atıldı.

TEOG sınavı iptal edildi, yerine başka düzen getirildi. Getirilen yeni düzene göre anne babalar, eğitimciler, yayıncılar, kurslar, özel okullar her yıl yeni bir döngüye adapte oldular.

Ne yaptığımızı bilmediğimiz şu pandemik sürece de inanır mısınız bizim jenerasyon hemen uyum sağladı. Herkes evlerinden bilgisayarlarla sisteme bağlanıp iş başına geçti, görüntülü toplantılarla anlaşmalar gerçekleştirildi, online işe almalar, mail, whatsupp  grupları, online konserler, önemli kültürel yerlere sanal geziler ile dört duvar arasında hem iş yapabilen, hem hayatı yaşayabilen hemde değişen dünyanın gerekliliklerinden bir haber online eğitim sistemine adapte olmayı da başaran insanlarız.

 

Peki gelelim esas konuma…

2000 den sonra yetişen jenerasyonlar artık hayatı şöyle görüyor.

Herhangi bir üniversiteden mezun olup, en çok maaş aldığım firmada bana verilen işin gerekliliklerini yerine getirerek ve bu işin sınırlarını asla zorlamayarak keyfime göre yaşamak,

Çok fazla yormadan, çok fazla düşünmeden yapabileceğim bir işte çalışmak en güzeli,

gibi ve benzeri pek çok düşüncelerle iş hayatına atılan bu öğrencilerimizin,

…hayalleri yok.

neden? hiç düşündünüz mü?

Evet ben düşündüm.

Belirli kavramlar üzerinde gelişmiş hedefleri olan bir eğitim sistemimiz olmadığı için. Şöyle ki her sene değişen müfredat, kitaplar, sınav sistemleri, yazılı ya da test şekilleri…

Eğer en başından müfredat, sınav sistemi, eğitim anlayışı ve hedefi belirlenebilirse, Türkiyede yetiştirilen gençlerin idealleri olacak.

Başarma istekleri olacak, çünkü onlara umut verilecek.

Çocuklarımızın en önemli yaşları olan 12 ile 15 yaş aralığında kendilerini bulmaya, öğrenmeye, hayallerini oluşturmaya ve hayatı öğrenmeye çalışacakları dönemlerinde onları bu dünyadan koparan bir eğitim sistemimiz var.

Gelişmiş ülkelerde bu dönem çocukları, yeni teknolojik imkanları kullanarak kaynakları araştırıp projeler hazırlamaktayken, bizim çocuklarımız Lise Geçiş Sınavına (LGS) hazırlanmak amacıyla sürekli test çalışmalarına yönlendirilmekte. Kısacası dört seçenekli ve üç yanlış bir doğruyu yok eden bir dünyada eğitim almaktalar.

Bunun yerine Türk yazarlarımızı, dünya yazarlarının, dünya düşünürlerinin kitaplarını okusalar, bunları sınıf ortamında öğretmenleriyle tartışarak yorumlayarak kendi beyinlerini yeşertseler güzel olmaz mı?

Bu sınavlara hazırlanacakları yerde farklı dil bilgilerini arttıracakları dersler yapsalar.

Bu sınavlara hazırlanacaklarına yeni oluşan dünya düzeni için hayaller kurup, projeler hazırlasalar ve bunları kodlamalarla gerçekleştirseler….

Takım çalışmasına yer verilse, geziler düzenlenerek ders konuları yerinde tecrübe edilse…

Bütün bunlar için imkanlar var.

 

Ama biz hala eski sistem eğitimde yamalar yaparak temeli oluşturmadan kökleri salmadan gökyüzüne ulaşmaya çalışıyoruz.

Artık çocuklarımız herşeyi online öğrenebiliyor. Okullara, sınıflara gerek kalmayan bir dünyadayız. Hatta buralarda verilen eğitimler maalesef onlara sığ geliyor. Hayatlarının sonuna kadar hiç kullanmayacakları bilgileri dinlemek zorunda kalıyorlar. Ya da tam ihtiyaçları olan eğitim onlara verilmiyor, felsefe gibi mesela…

Bizler evlerimizde pandemi sebebiyle eğitim sistemine yetişmeye zorlanırken, aslında bu gençler çok daha ilerdeler. Ama bu konuda onlara liderlik yapacak eğitim kadrosu, sistemi ve bilgisi yok.

Hala eski sistemin dayattığı, parayı veren düdüğü çalar işlemleri…

Halbuki her çocuğun dünyaya geliş amacı farklı değil miydi?

Doğuştan böyle kodlanmadık mı?

Herkesin aynı yeteneklere sahip olduğunu düşünsenize…

Herhalde yemek yapmayı hepimiz anlasak, ama evde elektriği nasıl tamir edeceğimizi bilemesek…

Nasıl bir dünya olurdu.. Şu anda yaşadığımız medeniyete ve bilime ulaşabilir miydik?

Öyleyse bize ne lazım bilim çağına geçerken…

Her çocuğun kendine has anlama, öğrenme ve keşfetme algısı olduğunu farkında olan bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Bunları keşfederken onu sınırlamadan, bastırmadan ama doğru yönlendirerek gözlemleyerek, yeteneğini bulmasına yardımcı olan bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Hayal edebileceği, bunu araştırabileceği bir dünyada doğru bilgi ile farkındalığını arttıracak eğitime ihtiyacımız var.

Onlara felsefeyi öğreten, düşünmeyi ve medeni şekilde tartışmayı öğreten, kültürümüzün değerlerimizin bilincinde olan ve sorumluluk almayı sevdiren, fikirlerini özgürce yaşamayı anlatan eğitime ihtiyacımız var.

Yarış atına benzememeli çocuklarımız.

Kendilerini ve dünyayı yaşayarak öğrenmeli, kavramalı, becerilerini geliştirmeliler.

Bilim ve teknoloji çağına ayak uydurmak için çocuklarımızın ellerine iPad vererek değil.

Akıllı tahtaları okumayı öğretmenlik sanan eğitimcilerle değil.

Sınavları, proje teslimleri olmalı en küçük yaştan itibaren. Bunlar yapılırkende aileye bırakılmamalı çoğu şey.

Çocuklar bilginin nasıl elde edileceğini öğrenmeli ve sonra bunu ezber etmeden hayatlarına aktarabilmeliler.

Gerçekten ayakları basan bu çağı anlayan, yol gösterici ve idealist eğitmenlere ihtiyacımız var.

Değişmeyen ama çağın gerekliliğine ayak uyduran eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Ailelerin çocukların peşinde koşup, dersi ödevini yaptın mı demedikleri, sınav öncesi onunla beraber oturup tekrar kaynaklar üzerinden geçip özet çıkarmadıkları, başka hocalara saat başına bilmem kaç liralar ödeyerek takviye sağlamadıkları sosyal anlayışlı bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Herkesin eşit ama çağın ihtiyacına cevap verecek eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Çocuklarımızın kendilerini tanıdıktan sonra yapmak istedikleri mesleklere onları hazırlayacak okullara ihtiyacımız var.

Milyonlarca aşçı okulu açmaya değil, eğitim alt yapısı sağlam olan okullarda bilimle donatılmış akılcı gençliği, üniversitelere sokacak umut vaat eden eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Haa tabi birde pandemi sürecinde LGS sıbnavına hazırlanan gençler ve onların ebeveynleri olarak….Ne yapalım artık çocuklarımız bu sistemde iyi bir yerlere ulaşsınlar diye niye biz akıntıya karşı kürek çekiyoruz?

Pandemi sebebiyle zaten bu sürecin böyle olacağı geçen mayıs ayından belli değil mi?

O zaman…Neden önceden düşünülerek eğitim planı yapılmadı? Yoksa bu pandemiyi bir tek biz mi yaşıyoruz…Yöneticilerimiz başka bir dünyada mı?

Sizce… artık düşünmeye ve aksiyon almaya başlasak mı?

Eğer sizinde eğitim sistemimizle alakalı tecrübeleriniz, yorumlarınız, bilgi birikimleriniz ya da tamamen farklı düşünceleriniz varsa yorumlarda paylaşabilirseniz çok sevinirim.

Umarım bu yazım, eğitim sistemimizde problemlerin var olduğunu ve artık bu sistemin içinde ebeveynlerin ve geleceğimiz olan çocuklarımızın çıkmazda olduğunun anlaşılmasını yani duyulmasını sağlar.

Herkese pandemik dönemde öncelikle sağlık, sonra kolaylıklar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.