Çocuklarla Müze Gezilir Mi?

Çocuklarla müze gezilir mi?

Evet gerçekten çok önemli bir soru ve bende bunu kendime çok sordum. Ama ne yaptım biliyor musunuz? Etrafımdan gelecek eleştirilere kulak tıkayıp, belki de cahil cesaretiyle ailecek tüm müzeleri ziyaret etmeye çalıştık. Hiç kolay olmadı, önceden belirteyim. Eğer bu zor yolu yürümek için cesaretiniz varsa, buyrun ne nedir ve nasıl yapılır hep beraber benim geçtiğim survivor patikasını beraber konuşalım. Belki size ilham olur, ya da tam tersi…

Müzeler nasıl yerlerdir?

Tarihi ve kültürel değeri olan, maddi manada pahalı ve eşsiz eserlerin sergilendiği alanlardır. Bu alanlarda parçalar bazen cam vitrin içinde bazen de herkesin ulaşabileceği gibi sergilenebilir. Müzelerin aynı kütüphaneler gibi yazılmamış kuralları olduğunu hepimiz bir şekilde öğrenmişizdir; sessiz olmak ve diğer ziyaretçilerin dikkatini dağıtmamak, eserlere dokunmamak ve onlara zarar verecek herhangi bir durumdan kaçınmak, etrafta koşup oyun oynamamak, yerlere çöp atmamak gibi pek çok sessiz kuralı sıralayabilirim aslında.

İşte bu noktada yerinde duramayan, herşeyi merak edip eline almaya hatta tatmaya yalamaya çalışan ya da müzede gördüğü birşeyi çok komik bulup kahkahalar atan, kendi yaşıtıyla karşılaşınca onunla ebelemece oynamaya çalışan gibi gibi yerinde duramayan minikler bazen biz ebeveynleri zor duruma sokabilir. Aslında benzeri olaylar her yerde başımıza gelebilir, fakat en tolere edilemeyecek mekanlar müzeler.

İspanya’da çocukla müze gezerken… Yaş kaç olursa olsun tüm uyarılara rağmen yinede neşeyle koşabilir minik gezginler. Tabi hemen uyarıldılar görevli tarafından, böylece daha dikkatle gezdiler.

Çocukla Gezerken Başıma Gelenler

Mesela sizinle IKEA’da başıma gelen bir durumu paylaşmak istiyorum. Evet biliyorum, IKEA bir müze değil. Ama orda olan ya müzede başıma gelseydi diye düşünmüşümdür hep, o nedenle bahsediyorum.

Pusette olan kızımla sakin sakin IKEA koridorlarında keyifle geziniyordum. Eline oyalanması için bebeğini verdiğim sırada, ne olduysa, huzursuz oldu. Bir anda ağlamaya ve puset kemerini çözebilmek için kıvranmaya başladı. Rahatlaması için elimden gelen herşeyi yapmaya çalıştım. Kucağıma aldım, şarkı söyledim, emziğini verdim, bezini kontrol ettim, biberonu uzattım fakat nafile. IKEA’nın koridorlarında bir yandan da ilerlemeye çalışıyordum. Hani böyle zamanlarda herşey daha da uzar ve bitmek bilmez ya işte ben tam da o tünelin içinde sıkışmıştım… O kadar kişinin arasında yardım teklif eden soran bile olmaması ilginçti. IKEA’nın koridorlarının bitirip çıkışa yaklaştığımda,  biri yanıma yaklaştı ve beni linçleyip moralimi yerle bir etti.

Neyse siz tahmin etmişsinizdir benim yaşadığım duygusal ezikliği. Anneliğimi hemen sorguladım. Şimdiki aklım olsa asla asla asla… En iyisinin eve en kısa yoldan dönmek olduğunu düşünüp koştura koştura oradan çıktım. Benimki araba koltuğuna oturunca rahatladı, eve sakin bir şekilde dönmeyi de başarmıştım. Neyse…

Bu işin başınıza müzede ya da herhangi bir mekanda gelme olasılığı yüksek değil mi? Ama dediğim gibi müzeler, kütüphaneler, sergiler daha farklı, çünkü uyulması gereken yazılmamış kuralları olan yerlerdir. Bu yaşadığımdan çıkardığım ders, çocukların ev ortamına tıkılmayıp farklı atmosferleri aileleriyle booolca tecrübe etmeleri gerektiğiydi. Dolayısıyla bir yere gitmeden önce bir planım olmalıydı ve tabikisi o planında bir yedeği.

Çocuklar Nasıl Öğrenir?

Yapılan araştırmalara göre çocukların %75’i görsel öğrenme açısından daha yetenekli. Müzelerde sergilenen tarihi eserler veya koleksiyonlar çocuğun hayal dünyası ve farkındalığını arttırmak için eğitim açısından en avantajlı mekanlar olarak değerlendiriliyor. Müzeye gitmeden önce çocuğunuzla beraber yaptığınız hazırlıklar ve ziyaretinizdeki ailece gösterdiğiniz etkileşimde faydalı olacaktır.

Öyleyse çocukların müze gibi mekanlara ayak uydurmalarını sağlarız? Gelin beraber düşünüp plan hazırlayalım.

Çocukla Müze Geziyoruz
Çocukla Müze ziyaretinde belki de ellerine mini bir fotoğraf makinesi vermekte ilgilerini çekebilir.

Çocukla Müzeyi Nasıl Gezelim?

Öncelikli olarak çocukların müze gibi mekanları gezmelerindeki en önemli kaynak biz ebevynleriz. Bizler ne kadar bilinçli olursak, onlarında istekleri o derecede artacaktır. Ziyaret edilecek mekanın fotoğrafını onlarla paylaşmak, hikayesini anlatmak ve beraber ilgisini çeken bölümleri önceden planlamak minik gezginlerin ilgisini arttıracaktır.

Müzede yer alan sesli rehberler ayrıca hayat kurtarıcı, çünkü onu taktıklarında daha konsantre gezmelerini mümkün kılacaktır. Düşünün beğendikleri bir eserin önünde durup, numarasını rehbere basıp hikayesini dinlemek eğlenceli olmaz mı? Böylece müzeyi dikkatle gezmenin önemini fark edip, sessiz olmaya dikkat ederek ve eserlere dokunmadan ziyaret etmenin önemini anlayacaklardır. 

Müzede sergilenen eserleri zaman ve mekan ilişkisinde üç boyutlu olarak görmek çocukların gözlem yapma yeteneklerini pekiştirebilir. Böylece gündelik olarak yaşadıkları dünyadan farklı olan bir atmosferi deneyimlemeleri hayal güçlerini kuvvetlendirecektir. Ayrıca farklı ülkelere yada ortamlara girdiklerinde alışmaları daha kolay olacaktır. 

Müzelerin şöyle bir özelliği de var; Bilinçli olarak seçilmiş eserler sergileniyor olması, çocukların zevklerini ve beğenilerinin kalitesini arttırdığını düşünüyorum. Bu estetik beğeniler somut olarak sanatı ortaya koymalarını kolaylaştıracaktır. Ayrıca bu kazanımlarla tarihi ve kültürel mirası benimseyip, korumayı öğreneceklerdir.

Ihlara Vadisini ziyaret eden Çocukla Gezin ekibi. Çocuklar sanırım açık havada koşacakları alanları daha çok seviyorlar. Mesela böyle yerlerden başlayarak, minik adımlarla ilgilerini arttırmakta bir çözüm olabilir.

Tüm bu gelişimi destekleyen perspektifin dışında benim en önemsediğim çocuğun bir müzede empati kazanımı ve ailecek yapılacak kaliteli diyalog ve etkileşim.  Ziyaret edilecek mekana göre hep beraber yapabileceğiniz bir etkinlik oluşturabilirsiniz. Örneğin resim ile ilgiliyse yanınıza boya kalemlerinizi ve resim defterinizi de alın. Çocukla müze koridorlarında dolaşırken ilgisini çeken bir eserin karşısında hep beraber oturup inceleme yapabilirsiniz. Miniklere eserin onda nasıl hisler oluşturduğunu sorun, sonra da siz düşüncelerinizden bahsedin. Eğer arzu ederse bunları resme dökmesini isteyin. Ya da sadece yazmasını veya anlatmasını istesenizde yeterli olacaktır.

Yeri gelmişken Ürgüp, Göreme, Peribacaları ve Ihlara Vadisini gezmek isteyen aileler, blog yazımı seyahat etmeden önce okuyabilirsiniz. 

Böyle bir etkileşimin sonucunda resimde yer alan renkler veya semboller onun iç dünyasından bazı ipuçları sağlayacaktır. Eğer sizde onunla beraber resim yaparsanız, yaptığınız şeyi onunla paylaşıp mutlaka anlatın. Böylece sanatsal eserlere baktığında tek bir doğrunun olmadığını ve herkesin farklı görüşü olabileceğini anlamasını sağlayın. Bu yaptığınız aktivite sayesinde kendi öz değerine olan güveni artacak ve karşısındakini de anlayarak empati yeteneğini geliştirebileceğini söyleyebilirim.

Ayrıca çoğu müze artık çocuklara uygun interaktif bölümler hazırlıyor, yada atölyeler oluşturuyor. Bu etkinliklere katılmadan önce ilgili web sayfalarına göz atarsanız, pek çok çalışma bulabilirsiniz. Mesela bazı müzelerde çocukların ilgisine bağlı olarak belirli objeler seçiliyor ve bir tur yapılarak onların hikayeleri anlatılabiliyor.

Antik Kentlerde çocuklarla ziyaret bazı durumlarda zorlu bazılarında da biz ebeveynler için avantajlı koşullar sunabilir.

Çocukla Müzede Ebeveyn İş Bölümü

Ailece yaptığınız kültürel ve sanatsal etkinliklerde planladığınız programa rağmen minikler yinede sıkılıyorsa nolursunuz zorlamayın. Ama siz onu da alarak yinede o müzeye gidin. Çünkü biz ebeveynlerinde hayatta yapmayı sevdiğimiz şeylerden kendimizi soyutlamamız gerekiyor. Peki nasıl olacak diyorsanız, devam edelim okumaya 😉

Ziyaret edeceğiniz mekanın bulunduğu semti önceden araştırın. Eğer müzeye yakın bir noktada park veya seveceği bir alan bulunuyorsa, ebeveynler arasında iş bölümü yapın. Böylece biriniz sergiyi gezerken çocukla ilgilenebilir, sonra devir teslim yapıp diğer ebeveyn mekanı görebilir. İşte bu kadar basit.

“Anneanneler babaanneler dedeler dadılar varken ne gerek var böylesi uğraşılara…” dediğinizi duyar gibiyim.

Evet en kolayını tercih etmekte bir olasılık. Ama çocuğunuzu hayata katmak sizinle herşeyi tecrübe etmesiyle daha kolay olacaktır. Buna inanın ve orada kalmaya özen gösterin. Böylece nerede nasıl davranması gerektiğini ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenen çocuklar farklı ortamlarda kendilerine güvenerek yaşamayı başarıyorlar.

İpucu: Bazı çocuklar dijital müzelere daha çok ilgi duyabiliyor. Mesela bunlardan en güncel olanı İBB Dijital Deneyim Müzesinde yer alıyor. Van Gogh’un yaptığı eserleri yapbozlarla, sanal gerçeklikle ve tabi devasa dijital ekranlarda oluşturulan görsel bir hikayeyle miniklere gösterebilirsiniz. Mesela Çanakkale’de yer alan Troya Müzeside çocuk dostu müzelerden diyebilirim. Çünkü siz sergiyi ziyaret ederken, onun da keyif almasını sağlayan dijital ekranlar ve koridor duvarlarında bulunan oyun panelleriyle ilgisi Truva tarihinin içinde tutulmaya özen gösterilerek hazırlanmış.

Mesela Uçurtma Müzesine de gidebilirsiniz. Burada çeşitli ülkelerden getirilen uçurtmalar sergileniyor ve uçurtma atölyesine katılabiliyorsunuz. Bana söyler misiniz hangi çocuk sergilenen uçurtmaları incelemek istemez? Ya da Miniatürk gibi bir müzede tarihi yapıların  maket sergileriyle, masal ağaçları ve çeşitli parklarıyla çocukların eğlenip öğrenebileceği imkanlar sunuyor. Bu mekanlarla ilgili bilgileri blogumda bulabilirsiniz.

Uygarlık doruğunun merdiveninin sanat olduğunu her zaman hatırlayarak gelecek nesillere yol gösterelim.

Bir sonraki yazıma kadar sevgiyle kalın ve tabikisi gezisiz kalmayın.

Çocukla Müze için listenize ekleyebileceğiniz mekanları bu sayfamda bulabilirsiniz. 

Kilitbahir Kalesini çocuklarla gezmenizi öneririm. Böylesi bir ortamda gördüğü ve öğrendikleri, tarih dersine katkıda bulunabilir..

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.