BÖRDÜBET- AKBÜK-SELİMİYE

Nasıl bir yaz geçirdik değil mi?

Tarih oldu Temmuz 2016 ve yine klasiğimiz Akyaka’dayız…

Her sene yaptığımız gibi burada konaklayıp, bölgedeki diğer harika koyları keşfediyoruz.

Bördübet, Akbük ve Selimiye koylarını seçtik…

Bördübet'te ağaçların oluşturduğu cangılın arasından denize doğru kıvrılan nehir
Bördübet’te ağaçların oluşturduğu cangılın arasından denize doğru kıvrılan nehir

BÖRDÜBET

Reşadiye Yarımadasının koruma altında olan koylarından Bördübet, sık çam ağaçları, berrak denizi ve pek çok kuş türünün barındığı saklı bir cennet. Denilene göre yıllar önce bu bölgede saklanan İngiliz askerleri kuşların yoğun sesine inanamazlar. Bu nedenle “Kuş Yatağı” anlamına gelen “Bird to Bed” ismini koyarlar. Zamanla bu ad ağızda yuvarlanarak “Bördübet” olarak kalır. Bördübete bir bakıma doğa örtüsü sebebiyle Amazon gibi de diyorlar. Çam ağaçlarının arasından geçen derede kanolarla ya da patikayı takip ederek ulaştığınız denizde manzara harika.

Bu koya gitmek isterseniz yolun virajlı, toprak ve bol çukurlu olduğunu göz önünde bulundurarak yola çıkmanızı tavsiye ederim. Koruma altında olması nedeniyle etrafta her ihtiyacınızı bulamayabilirsiniz. Zaten bu sebeple bakir kalan bu koyda şezlong, şemsiye, bakkal ,kafe, restoran gibi şeyleri bulmayı beklemeyin.

Deniz berraklığı ve maviliyle sizi etkiliyor, fakat çakıllı. Doğa örtüsüyle beraber doğal yaşamında korunması nedeniyle yaban hayvanlarıyla karşılaşabilirsiniz. (Korkmayın canım sincap, tavşan, kurbağa, balıkçıl kuşlar gibiii 😉  )

Çocuklarla Bördübet koyu gezinizde yanınıza bol su, yiyecek, içecek, olta ve kova, deniz gözlüğü, ıslak mendil, şapka, birkaç açılır kapanır sandalye almanızı öneririm.

Günübirlik ziyaretçilerin çoğunlukla geldiği bölgede sosyal tesis olarak birkaç otel servis verebiliyor. Bunlarda günlük fiyat olarak emsallerinin çok üstünde fiyatlar sunması nedeniyle pek öneremiyorum.

Not: Belirli bir noktadan sonra cep telefonları çekmiyor.

Bördübet'ten manzaralar
Bördübet’ten manzaralar

SELİMİYE

Selimiye’ye, Marmaris’ten sonra Bozburun tabelasını takip ederek 45 dakika içinde varıyorsunuz.

Selimiye’ye giderken dantel gibi kıvrılan yolların arasından gördüğünüz manzaralar sizi etkileyecektir. Maviler ve yeşiller birbirine sarmalanıp turkuaz yeşiline dönüştüğü bazı noktalarda ise deniz “buyrun o kadar berrağım ki gelin beni için” dercesine sıralandığı koyları ağzımızın suları akarak seyrediyoruz.

Bir iç deniz gibi duran Selimiye’yi, 25 yıl önce ziyaret etmiş biri olarak görünce çok şaşırdım doğrusu. O zamanlar balıkçı köyü halinde hatırladığım Selimiye şimdi olmuş sağlı sollu pansiyon, restoran… Deniz nerede göremiyorsunuz. Sonunda bulduğunuzda, sahile koyulmuş olan şezlong ve şemsiyeler denize cuup diye atlamanızı önlüyor. Bir yandan çakılların üstünde yürümeye çalışmak bir yandan da sıkışık dizilmiş şezlong yoğunluğunun arasında hareket etmek ne kadar zordu. Belki biz doğru adresi bulamadık 🙁 Sahile yakın demirlemiş birçok yatta denizde yüzme zevkinizi öldürüyor. 

Selimiye hakkında çok yorum yapamayacağım.

Çünkü aradaki yıllar yüzünden belki yargım farklı olabilir.  

Selimiye plajı ve şezlong istilası
Selimiye plajı ve şezlong istilası

Ama çocuklarla gittiğinizde bilmeniz gerektiğini düşündüklerim;

  • Deniz çakıllı olması nedeniyle çocuklar için yanınıza mutlaka terlik, palet ya da deniz ayakkabısı gibi bişey alın.
  • Deniz hemen derinleşmiyor, bu iyi bir özellik.
  • Her yer şezlong, iskele ve restoran gibi işletmelerle kapatılmış. Buranın güzelliğini nasıl yaşayabilirsiniz bu şekilde çok merak ediyorum. Şezlong veya şemsiye için ücret talep etmiyorlar. Bunun yerine sizin orada yiyip içmenizi bekliyorlar.
  • Yatlar eminim burayı kirletmiyorlardır, ama ben eski berraklığı bulamadım açıkçası.
  • Badem Mantı, Mavi Pide ve Sardunya Restoranları tavsiye ediyorum.
    Selimiyede uğradığımız Mavi Pide'de közlenmiş patlıcanla hazırlanmış spesiyal pidelerini öneririm.
    Selimiyede uğradığımız Mavi Pide’de közlenmiş patlıcanla hazırlanmış spesiyal pidelerini öneririm.
  • Neyse ki burada market veya bakkal bulduk.
  • Eğer konaklamak isterseniz alternatifler çok. Kendi bütçe ve beğenilerinize göre bir yer bulacağınızdan eminim.
  • Halk plajı olarak nereden girilebiliyor çözemedik açıkçası.

Eski halini bilen biri olarak ve medyada yazılan yazılarla bulmaya gittiğim huzur ve doğayı pek bulamadım. Buranın sakinlerinin ve işletmecilerinin bu gidişe bir dur deyip, Selimiye’yi aşırılıktan korumaları hatta Citta Slow kriterlerine uyup bu güzelim doğa için önlem almaları gerektiğini düşünüyorum.

AKBÜK

Akyaka sahil yolundan Bodrum yönünde ilerlerken kıvrım kıvrım yollar ve bozulmamış harika manzaralar Akbük plajı yolunda sizi ağırlıyor. Aslında uzaklık olarak 25 km olmasına rağmen virajlar yüzünden yavaş ilerlemek gerektiği için varış 45 dakikayı buluyor.

Akbük koyu turkuaz mavi rengin derinliğiyle sabahın erken saatlerinde vardığımızda adeta bizleri uyandırıyor, gözlerimiz tekrar tekrar ovuşturuyorum bu cennet köşesinde!

Sahilde kiraladığımız şezlonglara hemen yayılıyoruz. Çocuklara güneş kremi sürdükten sonra denize hep beraber atlıyoruz. Akyaka’nın soğuk denizinden sonra ılık suda çocuklar hoplayıp zıplamaya başlıyorlar. Ama deniz küçük çakıllı ve hemen derinleşmiyor. Sabah saatlerinde erken gelmiş olmamızdan mı bilemiyorum deniz gözlükleriyle suya dalan Ece ve Ege birçok balık görüyor. Deniz o kadar berrak ki, havanın sıcak olması bize hiç etki etmiyor. Çocuklar burayı çok sevdi. Hatta iskeleden atlamaya bayıldılar. Bu arada yanımızdaki bir ailenin oğlu elinde küçük bir köpekbalığı ile çıkageldi. Tabi bunu görünce bizimkiler biraz sudan çıktılar. Ama sonra tekrar top oynamaya başladılar. Burada insanın sudan hiç çıkası gelmiyor, benim bile ellerim büzüş büzüş oldu 😉

Akbük plajında çocuklar rahatça yüzüyorlar
Akbük plajında çocuklar rahatça yüzüyorlar

Plajı boylu boyunca yürüdüğünüzde birkaç noktada kamping alanı bulabilirsiniz. Ayrıca balıkçı teknelerinin burada çok olduğunu söylemeliyim. Doğal olarak bir daha ki gelişimizde mutlaka balık yemeye karar verdim.

Çocuklarla sakin, huzurlu ve temiz bir deniz içinde gün geçirmek isterseniz, Akbük plajını sabahtan akşama kadar uzanan bir zaman dilimi içinde tavsiye ederim.

Anne gözüyle bu harika koy hakkında bazı önemli notlarım;

  • Özel aracınızla geldiğinizde girişte 20 TL otopark ücreti ödüyorsunuz.
  • Plaj boyunca istediğiniz yere oturabilirsiniz. Plajın ortalarından sonra milli parkın şezlongları var, ücret :10 TL.
  • Bir adet minik bakkal var. Önemli ihtiyaçlarınızı buradabulabileceğinizi düşünüyorum. Ama yinede tedarikli gitmekte yarar var, bebek bezi yok mesela 😉
  • Etrafta restoran ve bazı işletmeler var. Buralardan sabah, öğle ve akşam öğünlerinizi alabilirsiniz.
  • Deniz keyfi uzun süreceği için yanınızda deniz oyuncaklarını boolca bulundurun. Deniz gözlüğü ve palettinizi de yanınıza almayı ihmal etmeyin.
  • Deniz genel olarak küçük çakıllı olmasına rağmen rahat yürüyebiliyorsunuz. Ama çocuklar veya bebeğinizin rahat edebilmesi için deniz ayakkabısı giydirebilirsiniz.
  • Dönüşte yol üzerindeki gözlemecilere uğrayın. Şööyle deniz manzaralı olanlarına kurulun. Manzara, cırcır böcekleri, doğal organik yiyecekler. Hepsi misss. Ama gelen gözlemeler ortalamaydı diyebilirim. Yine de ortam , doğallık ve huzur bize yettiii.

Marmaris’in bu üç cennet koyunda turkuaz mavisinin yeşilinin tonlarını çeşit çeşit bulabilirsiniz. Çocuklarla tatilde günübirlik nereye gidelim diyorsanız Bördübet, Akbük ve Selimiye’yi sizlere öneriyorum.

Herkese iyi tatiller dileriz…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.