Kaplumbağa Terbiyecisi

Kaplumbağa Terbiyecisi…

Yıllar önce Pera Müzesinde yakından gördüğümde çok etkilenmiştim.

Otantik kıyafetli ve elinde tuttuğu neyle kaplumbağaları terbiye etmeye çalışan  bir Arabın resmiydi bu.

Ressamı ise 1842 – 1910 yılları arasında yaşamış olan Osman Hamdi Bey’di…

Tuvale yansıttıkları bana çok tuhaf gelmişti. Çünkü kaplumbağaları eğitmek çok saçma değil miydi? Daha sonraları biyografisini araştırdığım Osman Hamdi Beyin, Osmanlı’nın diğer Avrupa ülkelerine göre ağır ve geri kalmış idari mekanizmasını sembol ve değişik mizansenler ile hiciv eden bir ressam duruşu olduğunu öğrendim.

Ülkemizin kültürel ve sanatsal gelişiminde de ne kadar çok emeği olduğunu İstanbul Arkeoloji Müzesi ziyaretimizde anlamıştım. İstanbul’dan Avrupa’ya uzanan ve oradan da yaşadığı coğrafyaya katmak istediği değerlerle ve bunlar için verdiği asil uğraşlarla geçirilen bir hayattı onunki.

Paris’e padişahın emriyle hukuk dalını tahsil etmek amaçlı gönderilmesine rağmen tutkusu olan güzel sanatlar dallarına kaymış ve eğitimini bu şekilde tamamlayarak memlekete dönmüştü. Yani gitgide hayranlığım daha çok artmıştı kendisine. İşte, Osman Hamdi Bey’in dikkat çekici ve başarıyla geçen hayatını biyografik hikaye olarak ele alan Emre Caner’in kitabını, dostum Neslihan tarafından ellerime bırakılınca dünyalar benim oldu.

Emre Caner, Osman Hamdi Bey ile ilgili Mimar Sinan Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumlara katılarak sağladığı kaynaklar ve babası olan İbrahim Edhem Paşa arasında yazılmış kişisel mektupların eline geçmesiyle hazırladığı kurguyu akıcı bir dille hikayeye dönüştürmüş.

Elinde tahta bir bavul tutan on sekiz yaşındaki genç adam garın önünde durup, uzun uzun etrafına bakındı. 1860 Nisan’ıydı. Paris’te olduğuna inanamıyordu. Pera’da gördüğü yüksek betonarme binalardan amma da çok vardı burada. Kubbelere, renkli vitraylara, en çok da insanın içinde orada yaşamak isteği uyandıran sevimli çatı katlarına takıldı gözleri.

diyerek devam eden kitabın ilk sayfasında Emre Caner bizleri 1860 yıllarındaki  Paris’e götürerek Osman Hamdi Bey’in öğrencilik yıllarını kolayca canlandırmamızı sağlıyor. Girişte sağladığı bu açık uslübuylada  okuyucu kendini kitabın içinde buluyor. İlerleyen sayfalarda yer verdiği dönemin tarihsel kronolojisi, politik gündemi, o zamanların mahalle ve ev yaşamı gibi öğeleri de kurguya ekleyerek Türk ressamın hayatını bizler için sürükleyici kılmış. Bu nedenle de belki biyografiyi sevmeyen ama ünlü kişilerin hayatlarını merak eden okurlara tavsiye edebilirim.

Osman Hamdi Bey'in kendini kaplumbağa terbiyecisi olarak tasvir ettiği ünlü resmi.

Osman Hamdi Bey’in kendini kaplumbağa terbiyecisi olarak tasvir ettiği ünlü resmi. Bu resimde yer alan mekan ise Fatih Sultan Mehmet’in yaptırmış olduğu ünlü Çinili Köşk’tür.

 

Tablo bittiğinde Osman Hamdi başyapıtına baktığını hemen anladı. Sonuçtan hayli memnundu. Ama resmi görenler tabloda ne anlatıldığını anlamakta zorlanmışlardı. Birbirlerine kaplumbağa terbiyecisi diye eski bir mesleğin olup olmadığını soruyorlardı.

Osman Hamdi de hayatı boyunca hiç bilmediği meslekler yapmıştı. Ressam olmuştu en başta. Sonra müze müdürü. Bir arkeolog. Ardından da güzel sanatlar akademisi müdürü.

Paris’te eğitim aldıktan sonra neden ve nasıl kendini kaplumbağa terbiyecisi olarak hissetmeye başlamıştı, aslında ne yapmak istiyordu? Bu ülke topraklarına neler kazandırmıştı? Oluşan tüm politik zorluklara rağmen nasıl bu noktalara ulaşabilmişti? Tuvallerinde bahsedilen semboller ne ile ilgiliydi vs… gibi gibi Osman Hamdi ile ilgili öğrenmek istediğiniz birçok soruya cevapları Emre Caner’in yazdığı “Kaplumbağa Terbiyecisi” kitabında bulacaksınız.

Kitap adı: Kaplumbağa Terbiyecisi

Yazar: Emre Caner

Yayınevi: Kapı Yayınları

Kitap sayfa: 341 syf

Kitap fiyatı:9,90 TL.

 

 


BENZER YAZILAR

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir