YAZILAR

Çocuklarla Yoros Kalesi ve Anadolu Kavağı’nı...

Çocuklarla Yoros Kalesi ve Anadolu Kavağı’nı Geziyoruzz

Ramazan bayramı bu yıl 9 gün gibi uzun bir tatil oldu. İstanbul’un büyük bir çoğunluğu yurtdışı ya da yurtiçinde tatile gidince kalabalık şehrimiz nefes almaya başladı.

Bir gün içinde pek çok yeri ziyaret etmeyi başarabildik. Tabi İstanbul içinde trafik sıkıntısı yüzünden gidemediğimiz çoğu yeri görme fırsatı yakaladık.

Anadolu Kavağına çocuklarla gitmeye karar verdik. Sarıyer’den sabah vapurunu yakalayıp, Yoros kafede sabah kahvaltısı yapmak fikrimiz.

Tabi bu kafe “Kara Dayı” dizisi sayesinde bayağı ünlendi, popüler oldu. Boğaz’ın o harikulade manzarasına karşı Feride ile Mahir’in buluştuğu o ünlü masada yaşadıklarını hissetmek isteyen aşıklar bildiğiniz salaş çay bahçesini alıp orta sınıf kafeye dönüştürmüş….

Hava güzel ve püfür püfür Boğaz havasında vapurla karşıya geçiş. Martılar, deniz ve etraftaki güzelim doğa. Bir yandan da 3. köprünün Karadeniz’e çıkıştaki görüntüsü.

Anadolu Kavağına indik. İstanbul’un içinde ama hala karmaşasından nasibini alamamış.

Coğrafik olarak tepelerin arasına kıyı kenarına konumlanmış. Kasabanın arkasında bulunan ormanlık tepelere bakınca İstanbul’un ciğerlerini görebilirsiniz.

Bunların arasından gökyüzüne heybetiyle uzanan Anadolu Kavağı diğer adıyla Yoros Kalesine gözlerimiz ilişti.

Anadolu Kavağında mahalleler ve kaleye doğru yürüyüş yolu

Anadolu Kavağında mahalleler ve kaleye doğru yürüyüş yolu

Yürüyüş yolumuz üzerindeki Yoros Kalesi tabelalarını takip ederek bir 15 dakikalık yürüyüşle sağda kalan Yoros kafeye ulaştık. Sabah kahvaltımızı bu mis gibi hava ve doğa içerisinde yapalım dedik. Zaten yol yokuş yıkarısı olunca çocuklar Yoros kafeye çıkarken bayağı acıkmışlardı. Ama laf aramızda zor bir yürüyüş oldu, onları tebrik ediyorum sabırla çıktıkları için.

Kafenin muhteşem manzarasından sonra biraz daha yukarıya yürüyerek kalenin önüne geldik. Size biraz kalenin tarihi hakkında bilgi vermek istiyorum.

Yoros kalesi İstanbul‘da Anadolukavağı sırtlarındaki Doğu Roma döneminden kalma kaledir. İmparatorluk zayıf düştükten sonra Cenevizlilerin eline geçmiş ve uzun süre onların elinde kalmıştır; bu yüzden bir Ceneviz kalesi olduğu inancı doğmuştur. Kalenin kapladığı alan İstanbul çevresindeki diğer bütün kalelerin kapladığı alandan çok daha büyüktür. İç kesimdeki kulelerin bazıları hâlâ iyi durumdadır ve duvarlarda Yunanca yazıtlar göze çarpar. Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. “Kutsal yer” anlamına gelen Hieron’dan geldiği görüşü oldukça yaygın olmakla birlikte, antik çağ tanrılarından Zeus‘un sıfatı olan “uygun rüzgarlar” anlamına gelen ourios’tan geldiği de iddia ediliyor. Ayrıca Yoros adının doğrudan doğruya “dağ” anlamındaki oros’tan geldiği de düşünülmektedir

Yoros Kalesinin içine eskiden girilebiliyordu. Hatta kalenin burçlarına oturup İstanbul’u seyretmek başka bir zevkti. Artık kaleye giriş yasak, zaten kapılar zincirli ve kilitli. Tabi üzerinde herhangi bir açıklama yok. Bu konuyu merak ettim ve internetten bazı araştırmalar yaptım. Sabah gazetesinin 3 yıl önce verdiği haberde burada pek çok kalıntıya rastlanmış ve birçok eser ortaya çıkarılmış. Arkeolojik çalışmalar mevsimsel olarak yaz  dönemlerinde halen devam ettirildiği belirtiliyor haberde.

1200’lü yıllara kadar geçmişi olan kaleden boğazın diğer yakasındaki aynı kale arasında zincir çekilerek Rus akınlarının durdurulduğu anlatılır. Burada pek çok hikaye olduğu kesin tabi bunun yanı sıra 80’i aşkın tarihi buluntu da arkeoloji ekibinin ellerinde. Ama bunların hangi müzede korunduğuna dair kesin bir bilgi bulamadım. Ayrıca kalenin etrafında ya da içinde herhangi bir çalışma ya da bir ekipte göremedim.

Önemli bir tarihi eser olan bu kaleye birçok turist geliyor. Sadece yerli değil, yabancı turistlerde buraya akın ediyor. Fakat gel gör ki, kapı duvar…En fazla seyredilen 3. köprü, harika manzaraya karşı selfie modunda fotolar 😉

Ama diyorum ki Valimiz ve Kültür bakanlığımız bu bölge için biraz daha araştırmaları derinleştirse ve bizlerde bir müze kaleyi ziyaret etsek ne kadar harika olur. Burası UNESCO Dünya Mirasına girmek için listeye alınmış. Belki kazılarda çıkartılan eserler, aynı Roma‘daki Kolezyum da sergilendiği gibi gösterilse, ne kadar çok turizme yararı olur değil mi? Yakında gönüllü turizm elçisi olacağım karar verdim. Ülkemizdeki çoğu eserin gözlerimizin önünde değerlendirilmemesine ve buna kayıtsız kalınmasına üzülüyorum.

Her neyse…

Fotolar çekildi, selfiler alındı ve çocuklara artık Google amcadan kaleyle ilgili öğrendiklerimiz birbir anlatıldı.

Kalenin yan duvarlarını takip ederek patika bir yoldan Yoros Kafenin karşısındaki diğer Yoros çay bahçesine çıkılıyor. Burada da manzara güzel, çocuklar susamıştı bizde oturduk bir çay içelim dedik.

Yoros Kalesinin yan duvarlarını takip eden patikayla çay bahçelerine gidilebiliyor.

Yoros Kalesinin yan duvarlarını takip eden patikayla çay bahçelerine gidilebiliyor.

Çay bahçesinin içindeki merdivenleri kullarak yürüyerek çıktığımız yolun bir kısmını indik. Takriben 5-6 dakikalık bir yokuş aşağı yürüyüş ve manzara takibiyle Anadolu Kavağının meydanına geldik.  Meydan ve çevresinde çok tatlı şirin ikişer katlı evler var. Bunların bahçeleri ve yolların temizliğiyle adeta bana bir Ege kasabasını anımsattı. Mis gibi iyotlu deniz havasını çekince hadi dedik çocuklara da taze balık yedirelim.

Ay demeyeydik, artık kaldı mı canım bu koldan tutarak lokantalara çevirmeler 🙁 Çok itici ve hoş olmayan davranışlar, gel gör ki hala yapmaya devam ediliyor.

Neyse polis karakolunun yanındaki Kavak Baba’ya kendimiz attık. Tam deniz kenarında da bir masa bulduk. Karabataklar suya dalıp duruyor, balık yakalıyorlar. Bir yandan da martılar onların üzerine pike iniş yaparak korkutmaya çalışıyorlardı. Biraz nat geo life misali bir ortam oldu ama olsundu…Kasabanın kurulduğu yerin arkasından ağaçlarıyla uzanan tepenin denize aksi ve ada vapurunun iskeledeki duruşu huzur verdi yine bizlere. (Tabi ben binlerce foto çektim, Ege’de videooo, Ece de kalmış ekmekleri suya attı…)

Anne gözüyle Anadolu Kavağı ve Yoros Kalesi  notları;

  • Kalenin içine girilmiyor, bu nedenle hayal kırıklığı olmasın. Sadece önünde foto çekilip dönüyorsunuz. Giriş için bilet derdi yok anlayacağınız 😉
  • Pusetli anneler, kaleye yokuş yukarı çıkıyorsunuz, bu yüzden hafif pusetle gelin.
  • Yiyecek ve içecek kale etrafında sadece çay bahçelerinde mevcut, tabi tuvalette.
  • Burası hala müzeler tarafından işletilmediği için genel olarak kaleyi anlatan yine bir bilgi ortada yok.
  • Yoros kafede mola verin, yalnız biraz fiyatlar çay bahçesi kıvamından biraz yüksek.
  • Sahildeki Kavak Baba’da yediğimiz balıktan çok memnun kaldık. Yalnız balık yanına verilen yeşillik ve sipariş verdiğimiz salata iyi yıkanmamıştı. Bunu da tabi oradaki şef garsona ilettik 🙁 Burayı kasaba görüp fiyatlar makul olacak diye düşünmeyin, İstanbul içindeki balıkçıda neye ne kadar ödüyorsanız hesap o tatta geliyor.
    Kavak Baba Restoran

    Kavak Baba Restoran

  • Sarıyer ve Eminönü’nden kalkan vapurlarla keyifli bir yolculuk yaparak buraya ulaşabilirsiniz.
  • Yanınıza sandviç, kek gibi ev yapımı yiyecekler alırsanız, meydandaki marketten içeceklerle yukarıya çıktığınızda ufak bir örtüyle piknik yapılabilir. Zaten buraya belediyenin ve kültür bakanlığının bir an önce el atıp düzenlemesi gerekiyor. Yoksa etrafı çay bahçeleri saracak gibi görünüyor.
  • İstanbul’da balık zamanı olan Eylül- Ekim -Kasım aylarında Anadolu Kavağına taze balık yemek için gidilmesini öneririm, işte o zamanda kaleye yürüyüş daha serin olabilir.
  • Nasıl ulaşılır? Sarıyer veya Eminönünden vapurlar hergün var. Anadolu Kavağında indikten sonra Yoros Kalesi veya Yoros Kafe tabelalarını takip ederek 20 dakika gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Çocuklarla yukarıya yürümeyelim diyorsanız bu sefer Beykozdan taksiye binip 25 TL gibi bir ücret ödeyerek kaleye gidebilirsiniz. Dönüşte taksi bulamayabilirsiniz. Özel araçla giderseniz Beykoz’dan Anadolu Kavağı tabelalarını takip edin, kafelerin etrafında park edilebiliyor. Yine Beykoz’dan Anadolu Kavağı otobüsleriyle ulaşabilirsiniz, yalnız otobüsler kaleye çıkmıyor, bilginizeee.

Çocuklarla Yoros Kalesi gezisi hafta sonu ve tatil günleri için günübirlik yapılabilecek iyi bir aktivite fikri. Hem iyi bir yürüyüş yapıyorlar, hem tarihi kalıntılar, boğazın konumu ve İstanbul manzarasını seyredip, hem de gayet doğal ortamda börtü böcek inceleyebiliyorlar. (Birçok karınca yuvası bulduk.)

Meydanda saat 2’de Sarıyer’e hareket eden vapura yetiştik. İstanbul’un trafiksiz hali sayesinde mesafeler kısaldı ve daha koskoca gün bizi bekliyordu.

Bu Ramazan Bayramı ne bereketli geçti…

Anadolu Kavağı sahil şeridi

Anadolu Kavağı sahil şeridi

Kaynak:

Yoros Kalesi tarihi bilgi

Sabah Gazetesi haberi


BENZER YAZILAR

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir