TRUVA ANTİK KENTİ

Truva, Troya, Troia…

Dünyadaki en ünlü antik kentlerden bir tanesi. UNESCO Dünya Miras listesine 1998 yılında alınmış. Lise yıllarımdı sanırım, Kanadalı ingilizce öğretmenimiz torunlarının ismini bu ünlü kentin kahramanlarının adlarını vermişti. Biz o zamanlar buranın değerini anlayamamıştık, fakat hala hatırlarım bu kentle ilgili hikayeleri anlatırken nasıl gözlerinin parladığını.

Doğan güneşin küçük kerpiç evlerin kırmızı kiremitlerinin üzerine doğduğu bir sabahtayız. Çocukla Gezin bu sefer karavan hayatında…Dut ağacının altında aldığımız mis gibi köy kahvaltısının ardından çantalarımızı hazırlamaya koyulduk.

Truva’ya yolculuk bizimkisi. Ege’nin söylediği gibi Tanrıların dağını görmeye gidiyoruzz.

Kilitbahir vapur iskelesi.

Mis gibi kokan süt mısırrr. Hemen alındı tabi…Vapurun üst katında muhteşem manzara bizi bekliyor. Bu sadece doğa değil, vatan manzarası. Askerimizin kanıyla yazdığı şerefli tarihimizin nefes kesen bizden başkasının anlamayacağı yazı;

Dur yolcu….

Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir!

Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir!

Çanakkale merkezden 46 km uzaklıkta Truva. Yol boyunca her yerde yön gösteren tabelalar var. Şaşırıp yolu kaçırmak mümkün değil.

Efes Antik Kenti ya da ülkemizde yer alan diğer antik kentler gibi Truva’da zamanında Çanakkale Boğazı’nın güneyinde denize yakın bir kent.  Ancak zamanla, bugünkü adıyla Karamenderes çayının taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış. Buna bir de yaşanan doğal felaketler ve saldırılar eklenince önemini yitirmiş ve terkedilmiş.

Kente girişte bizleri Helen ve Paris’in aşkı uğruna yapılan 10 yıllık savaşın sonucunun bir taktikle nasıl değişeceğini gösteren tahta at karşıladı. Bütün görkemiyle herkesin merakla etrafını sardığı savaşın simgesi o günleri canlandırıyordu gözlerimizde. Çok merak ediyoruz ve koşup içine giriyoruz, nasıl olduğuna bakıyoruz. Dik merdivenlerle iki kat yukarıya çıkıp o minik pencerelerden harika bir manzaraya bakmak heyecan verdi hepimize. İşte buralar o ünlü Troya Savaşının yapıldığı ve bir devrin bitip sonsuza dek toprağın altına gömüldüğünü işaret eden topraklar, hüzün verici.

Bu bölgede kazı yapan hazine avcıları  kentin birçok yapısına zarar vermiş ve tabiii yine değerler ülkemiz sınırları dışına taşınmış. Gel de geriye al ya da bul bu hazineleri şimdii yokk kii…

Truva Antik Kenti

Truva Antik Kenti

Truva atının ilerisinde kentin harabelerine doğru yürüyoruz. Arkeolojik kazılar yapılara zarar vermemek adına belirli dönemlerde yapılabildiği için uzun süreden beri devam ediyor bu bölgede. Ama güzel olan bizim gibi meraklıların yürüyebilmesi için tahta yol yapılmış. Böylece kent bir bakıma da olsa koruma altına alınmış. Tabi etrafa geçilmesin diye şerit çekilmesine rağmen selfiii çekilebilmek uğruna o canım kaç yüzyıllık mermerlerin üzerine çıkan yerli turistimiz yok değildi… Ama bu noktada sevindiğim benim gibi küçük çocuklu gezgin ailelerin  çocukları hep bir ağızdan aynı şeyi söylediler ” Aaaa geçilmemesi gereken yere giriyorlar, uyaralım mı annneee” artık bunu duydular da mı hala devam ettiler selfilere bilemiyoruum. Ancak şunu biliyorum gelecekten daha ümitli olduğum medeniyet açısından..

İşte en heyecan verici an. Buraya bunun için bile defalarca ziyarete gidebilirim. Truva şehrinin ünlü surları…Gözünüzde nasıl canlandırmıştınız bilemiyorum, ama benim ki kesinlikle böyle değildi. Tabi Brad Pitt’in başrolünde olduğu TROY filminden sonra bambaşka canlanıyordu gözümde. Kırmızı kiremit gibi taşlardan yığma yapılmış basit surların özellikle etrafına dikkatlice bakan herkes küçük küçük  deliklerin olduğunu gördü. Ama binlerce….Aklımıza ilk gelen o epik savaşta atılan okların izi olabilir miydi acaba?ve gerçekten bu surlar nasıl aşılamamıştı o kuvveti bitmeyen “Aşil’e” rağmen?

İşte o ünlü savaşta geçilemeyen surlar ve bizim benzettiğimiz ok izleri

İşte o ünlü savaşta geçilemeyen surlar ve bizim benzettiğimiz ok izleri

Truva Antik Kentinin bulunduğu bölge aslında birçok çağa ışık tuttuğunu biliyor muydunuz? Çünkü burada Tunç Çağından başlayarak Yunan dönemine kadar 9 ayrı katmanda 9 ayrı döneme rastlanmış. İşte size Truva Antik Kentiyle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarından derlediğim bilgi notu;

Troya’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır. Troya’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Tunç Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Troya katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir. Troya, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir. Troya ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir. İlk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılar halen sürdürülmektedir.

Elbette tahta yolda şehrin meydanı, tapınağı , evleri ve arenasını göreceksiniz. Arkeolojik buluntuların yapıldığı yol boyunca tarihi eserlerin önlerinde yer alan bilgi levhalarını okuyarak takip ederseniz kurulan medeniyetlerin, ticaretin ve yaşamın bir zamanlar nasıl olduğunu ve tarih boyunca hangi aşamalardan geçtiğini anlayabiliyorsunuz.

Truva Antik Kentinde bazı kalıntılar

Truva Antik Kentinde bazı kalıntılar

Truva Antik Kentinde çocuklu bebekli gezileriniz için anne gözüyle notlarım;

  • Pusetli anneler tahta yol olması nedeniyle rahatız, yalnız bazı yerlerde merdiven var, yardım gerekebilir.
  • Müze kafe girişte, ama yine sadece aburcubur ve içecek var. Çocuklar bebekler uyursa burada mola verebilirsiniz, gayet hoş bir alan.
  • Müze kart girişte kullanılabiliyor, çocuklar ücretsiz.
  • Girişten Truva antik kentini anlatan kulaklıkları temin edebilirsiniz. Biz çocuklarla gezerken genel olarak kullanamıyoruz. Ama kent kalıntılarını anlatan bilgi tabelalarını okuyabiliyoruz.
  • Tuvaletler mevcut, fakat yine emzirme odası yok.
  • Truva atına çıkarken merdivenler çok dik, çocuklu bebekli çıkarken yardım alın.
  • Antik kent gezisi en hızlı 2 saatte bitiyor. Öyle yol üzerinde oturulup dinlenilecek pek bir alan yok.
  • Otopark alanı mevcut, gayet büyük.
  • Çanakkale merkezden itibaren kente ulaşım levhalarla desteklenmiş.
  • Kentte, antik Yunan dönemine ait kostümleri giyerek dolaşan gladyatörlerle fotoğraf çekilmeyi çocuklar çook seviyor, sakın kaçırmayın bu fırsatı 😉
Truva Antik Tiyatrosu

Truva Antik Tiyatrosu

Truva Antik kentini gezerken çeşitli meyve ağaçlarını çocuklarla ayrıca keşfettik. Badem, incir, dut bile vardı, tabi meyveleri olmuşlardan koparmadan yapmadık. Tabi ki kirletmedik, üzmedik, kırmadık o ağaç dallarını… Bu toprakların meyvelerini herkese saygıyla özenle bırakmanın önemli olduğunu anlattım çocuklarıma.

Fatih Sultan Mehmet’in Midilli seferi sırasında Çanakkale’de Truva kalıntılarının bulunduğu bölgeye gelerek burada Truva savaşı kahramanları hakkında hayranlık hislerini belirterek onları methettiğini belirtmiştir. Kritovulos, Fatih’in başını sallayarak Truva medeniyetiyle ilgili şu sözleri sarfettiğini yazmıştır:

Allah beni bu şehrin ve halkının dostu olarak bugüne kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Yunanlar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Moralılar ele geçirmişlerdi. Bunların biz Asyalılara karşı kötülüklerini aradan birçok devir ve yıl geçmesine rağmen onların torunlarından aldık.

Bu sözleri okuyunca daha söylenecek bişii bulamıyorum, buraların değeri hakkındaa.

Truva Antik Kentini çocuklarla ve sevdiklerinizle gezerken notlarımın sizlere yararlı olması dileklerimle, herkese iyi gezmeler 😉


BENZER YAZILAR

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir